01/05/2026
Yarım kalan bir kavuşma umudunun hikâyesi. Malabadi Köprüsü! Anlatılan efsanelerden biri olarak Badi ile fatma’nın birbirine ulaşamayan sevgisini konu alır.
Nehrin bir tarafında Badi isminde yiğit bir genç, karşı kıyısında ise bölgenin nüfuzlu beyinin kızı fatma yaşardı. Badi ve fatma birbirlerine sevdalıydılar; ancak aralarında sadece toplumsal sınıflar değil, geçit vermeyen, hırçın Batman Çayı duruyordu. Ne bir sandal ne de bir yol vardı. Onlar da her gün kıyıya iner, karşı kıyıdaki sevdiklerini izler ve dertlerini rüzgâra fısıldarlardı
Sonra bir gün Badi, sevgilisine ulaşmak için imkânsızı başarmaya karar verdi. Kendi elleriyle nehrin üzerine bir köprü inşa etmeye başlardı. Her bir taşı aşkla, sabırla ve fatma’yakavuşma ümidiyle yerine koyardı. Günler geceye, geceler gündüze karışır, köprü yavaş yavaş yükselirdi.
Köprü bitmeye yakınken, hasretine yenik düşen fatma kendini akıntıya bıraktı. Tam kavuşacakları sırada hırçın sular onu Badi’nin gözleri önünde çekip aldı. Badi, köprüyü bitirir ama o artık bir “kavuşma yolu” değil, Fatma’nın sonsuz mezarı üzerine kurulmuş bir anıt olmuştu.
Badi, ömrünün geri kalanını köprünün üzerindeki o küçük odada geçirir, altından akan nehirde fatma’nin sesini arardı. Bugün Malabadi’den geçenler sadece karşıya geçmez aslında. Badi’nin hiç bitmeyen o yaslı bekleyişine misafir olur.