Atalar Sesi Medya Yayın

Atalar Sesi Medya Yayın YOĞUN ŞİKAYETLE KAPATILAN 27 PROFİL VE İKİ YAYIN GRUBUNUN YERİNE HİZMET VERECEK SAYFADIR.

02/09/2026
TİRE BELEDİYESİNDE LİYAKAT SKANDALI BELEDİYENİN İŞLETMELERİNİ YÖNETECEK ŞİRKETİN YÖNETİMİ MECLİSİ KARIŞTIRDI! “LİYAKAT” ...
01/09/2026

TİRE BELEDİYESİNDE LİYAKAT SKANDALI
BELEDİYENİN İŞLETMELERİNİ YÖNETECEK ŞİRKETİN YÖNETİMİ MECLİSİ KARIŞTIRDI! “LİYAKAT” DENİLDİ AMA ÖLÇÜTÜ AÇIKLANMADI!
Tire Belediyesi'nin işletmeleri ile yapı işlerinin devredilmesi planlanan şirketin yönetimi, Belediye Meclisi'nde ciddi bir tartışmanın fitilini ateşledi.
Beş kişilik yönetim için siyasi gruplardan birinin önerdiği ismin yönetimde yer almaması üzerine başlayan tartışmada, kararın “liyakat” gerekçesiyle savunulduğu belirtildi.
Ancak asıl skandal da tam burada başlıyor:
Liyakat deniliyor ama liyakatın ölçüsü açıklanmıyor!
Tire halkının malı ve belediyenin ekonomik gücüyle bağlantılı işletmelerin yönetileceği bir yapıda, yönetime kimlerin hangi ölçütlerle seçildiği kamuoyunun bilmesi gereken temel bir konu.
Belediye Başkanı Hayati Okuroğlu'nun daha önce yönetimlerde farklı siyasi görüşlerden isimlerin bulunması gerektiği yönündeki yaklaşımı hatırlanırken, bu kez siyasi gruplardan gelen bir önerinin neden kabul edilmediği konusunda kamuoyuna ayrıntılı bir açıklama yapılmaması dikkat çekiyor.
ŞEFFAFLIK SADECE SÖZDE Mİ KALACAK?
Burada artık siyasi polemiklerin ötesinde çok daha önemli sorular var:
Yönetim kuruluna seçilecek kişiler hangi yazılı ölçütlere göre belirlendi?
Liyakat değerlendirmesi kim tarafından yapıldı?
Adayların eğitim, mesleki deneyim ve uzmanlıkları kamuoyuna açıklanacak mı?
Neden bir siyasi grubun önerdiği isim uygun bulunmadı?
Aynı ölçütler yönetimde yer alan bütün isimlere eşit biçimde uygulandı mı?
Ve en önemlisi:
TİRE BELEDİYESİNİN ŞİRKETLERİ KİMİN, HANGİ YETKİYLE VE HANGİ ÖLÇÜTLE YÖNETİMİNE BIRAKILIYOR?
Bunlar cevaplanmadan “liyakat” sözcüğünün arkasına sığınmak, kamuoyunun kuşkularını gidermek yerine daha da büyütür.
Çünkü liyakat, açıklanmayan bir gerekçe değil; ölçülebilen ve denetlenebilen bir niteliktir.
MESELE KOLTUKSA DEĞİL, TİREYSE…
Mecliste yaşanan tartışmada “meselemiz koltuk değil, Tire” denilmesi aslında tartışmanın özünü ortaya koyuyor.
Gerçekten mesele Tire ise;
Tire halkının parasını, işletmelerini ve ekonomik değerlerini yönetecek kişilerin belirlenme süreci neden bütün açıklığıyla ortaya konulmuyor?
Belediye yönetimi bu sorulara açık ve belgeli yanıt vermelidir.
Çünkü belediye başkanlığı yalnızca seçim kazanmak değildir.
Kamu adına kullanılan yetkinin hesabını vermek de o görevin ayrılmaz parçasıdır.
Bugün tartışılan yalnızca beş kişilik bir yönetim kurulu değildir.
Tartışılan, Tire Belediyesi'nde karar alma anlayışının ne kadar şeffaf, ne kadar katılımcı ve ne kadar hesap verebilir olduğudur.
Ve Tire halkının artık cevabını beklediği soru tek:
“LİYAKAT” DİYORSANIZ, ÖLÇÜNÜZ NEDİR?
Tire Belediyesi bu soruya açıkça yanıt vermelidir.

MEMİŞOĞLU’NDAN TİRE GÜNDEMİNE ÇARPICI DEĞERLENDİRMELERGÜNGÖR–SOYUER YARIŞI, İKTİDAR PARTİSİNE ELEŞTİRİ, OKTAV’A ŞANS, 30...
01/09/2026

MEMİŞOĞLU’NDAN TİRE GÜNDEMİNE ÇARPICI DEĞERLENDİRMELER
GÜNGÖR–SOYUER YARIŞI, İKTİDAR PARTİSİNE ELEŞTİRİ, OKTAV’A ŞANS, 30 AĞUSTOS PROTOKOLÜ VE NETANYAHU’YA MUTLUCAN MESAJI
Tire siyasetinin deneyimli isimlerinden Mehmet Memişoğlu, Tire siyasetinden Ticaret Odası seçimlerine, iktidar partisinin ilçe teşkilatından 30 Ağustos Zafer Bayramı törenlerine ve İsrail-Filistin gündemine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.
GÜNGÖR–SOYUER YARIŞI
Yeni Parti Tire İlçe Başkanlığı için Ersin Güngör’ün adaylığını açıklamasıyla birlikte mevcut İlçe Başkanı Gürol Soyuer’in karşısında yeni bir yarış başladı.
Memişoğlu, Ersin Güngör’ün Mustafa Güngör’ün oğlu olmasının önemli bir avantaj olduğunu belirterek, Mustafa Güngör’ün Tire siyasetinde iyi bir miras bıraktığını söyledi.
Gürol Soyuer’in de kendi çevresinde ve halk arasında karşılığı bulunduğunu ifade eden Memişoğlu, iki isim arasındaki yarışın kolay geçmeyeceğini dile getirdi.
İKTİDAR PARTİSİ İLÇE BAŞKANINA ELEŞTİRİ
Memişoğlu, iktidar partisinin Tire’deki çalışmalarını değerlendirirken ilçe başkanına yönelik eleştirilerde bulundu.
İlçe teşkilatının çalışmalarının vatandaş üzerindeki karşılığını yeterli bulmadığını belirten Memişoğlu, iktidar partisinin Tire’de daha etkili bir çalışma yürütmesi gerektiğini söyledi.
TİCARET ODASI’NDA OKTAV’I ŞANSLI GÖRÜYOR
Tire Ticaret Odası seçimlerine de değinen Memişoğlu, Ş. Bahattin Oktav’ı şanslı gördüğünü açıkça ifade etti.
Seçim yarışında Oktav’ın önemli bir avantaj taşıdığını belirten Memişoğlu, Oktav’ın seçimi kazanacağını düşündüğünü söyledi.
30 AĞUSTOS PROTOKOLÜNE TEŞEKKÜR
30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla düzenlenen törenlere ilişkin de değerlendirmede bulunan Memişoğlu, protokoldeki canlılıktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Memişoğlu, törenlerin daha canlı ve anlamlı geçmesinde emeği bulunan Tire Kaymakamı’na teşekkür ederek, 30 Ağustos’un taşıdığı tarihsel öneme uygun bir anma gerçekleştirilmesinden duyduğu memnuniyeti ifade etti.
ŞEHİTLİĞİN YENİLENMESİNE OKUROĞLU’NA TEŞEKKÜR
Memişoğlu ayrıca Tire Şehitliği’nde yapılan düzenlemeler ve şehitliğin güzelleştirilmesi nedeniyle Tire Belediye Başkanı Hayati Okuroğlu’na teşekkür etti.
Şehitliğin daha bakımlı ve güzel bir görünüme kavuşturulmasını olumlu bulduğunu belirten Memişoğlu, bu çalışmanın şehitlerimize gösterilen saygının bir gereği olduğunu ifade etti.
NETANYAHU’YA MUTLUCAN ÜZERİNDEN MESAJ
Memişoğlu’nun değerlendirmesinin en dikkat çekici bölümlerinden biri ise İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya yönelik sözleri oldu.
Filistin’de yaşananlara tepki gösteren Memişoğlu, Hasan Mutlucan’ın televizyona çıkarılmasını Netanyahu’ya yönelik örtülü bir tehdit olarak gündeme getirdi.
Memişoğlu’nun mesajı şöyle:
“Netanyahu, ayağını denk al; Hasan Mutlucan’ı bize televizyona çıkarttırma.”
Hasan Mutlucan’ın savaş ve mücadele dönemleriyle özdeşleşen eserlerine gönderme yapan bu sözlerle Memişoğlu, Netanyahu’ya üstü kapalı biçimde gözdağı verdi.
TİRE’NİN GÜNDEMİNE GENİŞ BİR BAKIŞ
Memişoğlu’nun değerlendirmeleri, Yeni Parti’deki Ersin Güngör–Gürol Soyuer yarışından iktidar partisi ilçe başkanına yönelik eleştirilere, Ticaret Odası seçimlerinde Ş. Bahattin Oktav’a verdiği şansa, 30 Ağustos törenleri ve şehitlik çalışmalarına yönelik teşekkürlerinden Netanyahu’ya Hasan Mutlucan üzerinden gönderdiği mesaja kadar Tire ve ülke gündeminin farklı başlıklarını kapsadı.

TİRE ATATÜRK ORTAOKULU SERVET AKTARIMINA MI TAKILDI?Tire Atatürk Ortaokulu’nun tadilatının 1 Ekim’de tamamlanacağı bilin...
01/09/2026

TİRE ATATÜRK ORTAOKULU SERVET AKTARIMINA MI TAKILDI?

Tire Atatürk Ortaokulu’nun tadilatının 1 Ekim’de tamamlanacağı biliniyordu. Okulun eğitim öğretim yılına yetişebilmesi amacıyla çalışmaların yaklaşık iki hafta öne çekilmesi gerektiği düşüncesiyle konu, ATA Parti tarafından başta Tire Kaymakamı olmak üzere yetkililere iletilmişti.

Ancak daha sonra edinilen bilgiler, tadilat işine güçlendirme çalışmasının da eklendiğini ve sürecin bu nedenle daha da uzadığını ortaya koyuyor.

İşte asıl soru da burada başlıyor.

Atatürk Ortaokulu betonarme bir yapı değil, yığma bir yapıdır. Yapının taşıyıcı sistemi kolon, kiriş, beton ve demirden değil; doğrudan taşıyıcı olan kalın duvarlardan oluşmaktadır.

Bu durumda kamuoyunun bilmesi gereken şudur:

Bu binaya hangi teknik inceleme sonucunda güçlendirme kararı verilmiştir?

Binanın gerçekten güçlendirmeye ihtiyacı var mıdır?

Eğer ihtiyaç varsa, buna ilişkin teknik raporlar neden kamuoyuna açıklanmamaktadır?

Çünkü ortada yalnızca geciken bir okul tadilatı yoktur.

Ortada kamu kaynağının kullanımıyla ilgili ciddi soru işaretleri ve giderek büyüyen bir servet aktarımı iddiası bulunmaktadır.

Daha vahimi ise bunun bedelini çocuklar ödüyor.

Kamu kaynağının nereye harcandığı tartışılırken, Tire’nin çocukları ikili eğitime mahkûm ediliyor.

ATA Parti’nin daha önce yetkililerin dikkatine sunduğu bu konuda artık açık ve net yanıt bekleniyor:

Güçlendirme kararı hangi rapora dayanıyor?
Güçlendirme için ne kadar para harcanacak?
İşi hangi firma aldı?
Ve en önemlisi: Bu güçlendirme gerçekten zorunlu muydu?

Kamu kaynakları, hiçbir firma için servet kapısı olmamalıdır.

Bu soruların yanıtı verilmeden Atatürk Ortaokulu’ndaki gecikmeyi yalnızca “tadilat süreci” diyerek açıklamak mümkün değildir.

SİYASET LÜKS DEĞİL, YURTTAŞLIK GEREĞİDİRResül KARASiyasetçi – Araştırmacı-YazarTürkiye’de siyaset denildiğinde toplumun ...
01/09/2026

SİYASET LÜKS DEĞİL, YURTTAŞLIK GEREĞİDİR

Resül KARA
Siyasetçi – Araştırmacı-Yazar

Türkiye’de siyaset denildiğinde toplumun önemli bir kesiminde hâlâ aynı düşünceyle karşılaşıyoruz: “Siyasetle uğraşmak benim işim değil.”

Kimi yurttaş siyaseti siyasetçilerin işi olarak görüyor, kimi parti üyeliğini yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanan bir kimlik olarak değerlendiriyor. Kimi ise siyasi çalışmalara katılmayı zaman kaybı, gereksiz bir uğraş ya da kişisel yaşamına yük olarak görüyor.

Oysa burada temel bir yanılgı var.

Siyaset, yalnızca siyasetçilerin yaptığı bir iş değildir.

Siyaset; nasıl yaşayacağımızı, hangi eğitimden geçeceğimizi, ne kadar vergi ödeyeceğimizi, emeklinin ne alacağını, çiftçinin nasıl üretim yapacağını, hukukun nasıl işleyeceğini ve çocuklarımızın nasıl bir ülkede yaşayacağını belirleyen kararların bütünüdür.

Dolayısıyla siyaset hayatımızın dışında değildir.

Tam tersine, hayatımızın içindedir.

SEÇİM SANDIĞI DEMOKRASİNİN SONU DEĞİL, BAŞLANGICIDIR

Demokrasiyi yalnızca seçim günü sandığa gidip oy kullanmak olarak görmek, demokrasinin anlamını fazlasıyla daraltmaktır.

Elbette oy kullanmak temel bir yurttaşlık hakkıdır. Ancak demokratik toplum yalnızca oy veren insanlardan değil; düşünen, sorgulayan, eleştiren, öneren, örgütlenen ve gerektiğinde sorumluluk alan yurttaşlardan oluşur.

Çünkü sandıkta kullanılan oy, siyasal katılımın sonucu olabilir; fakat siyasal katılımın kendisi değildir.

Bir yurttaşın ülkesinin geleceği hakkında söz söylemesi, düşüncesini örgütlü biçimde savunması, siyasi toplantılara katılması, saha çalışması yapması, toplumun sorunlarını dinlemesi ve çözüm önerileri geliştirmesi demokrasinin canlı kalmasını sağlar.

Aksi durumda siyaset, toplumun büyük bölümünün yalnızca izlediği bir alana dönüşür.

Seyreden toplumlarda ise siyaseti yalnızca siyaset yapanlar belirler.

PARTİ ÜYELİĞİ BİR İSİM KAYDINDAN İBARET MİDİR?

Bir siyasi partiye üye olmak elbette bir yurttaşın tercihidir. Hiç kimse siyasi bir partiye üye olmaya zorlanamaz.

Ancak kişi kendi iradesiyle bir siyasi partiye üye olmuşsa burada başka bir soru ortaya çıkar:

Üyelik yalnızca bir isim kaydı mıdır, yoksa bir düşüncenin sorumluluğunu üstlenmek midir?

Bu sorunun yanıtı, yalnızca siyasi partilerin değil, Türkiye'nin siyasal kültürünün geleceği açısından da önemlidir.

Bir siyasi partinin binlerce üyesi bulunabilir. Fakat bu üyelerin tamamı yalnızca kâğıt üzerinde kalıyor, hiçbir toplantıya katılmıyor, hiçbir düşünce üretmiyor, toplumla temas etmiyor ve kendisine verilen hiçbir görevi üstlenmiyorsa ortada güçlü bir siyasi örgüt değil, pasif bir üye topluluğu vardır.

Demokratik siyaset ise yalnızca kalabalıklarla değil, bilinçli ve etkin yurttaşlarla güçlenir.

“BEN SİYASETLE UĞRAŞMAM” DEMEK YETERLİ Mİ?

Bugünün Türkiye'sinde bu cümleyi kurmak giderek daha güç hale geliyor.

Çünkü siyasetle ilgilenmeseniz de siyasal kararların sonuçları sizi buluyor.

Ekonomik kararlar cebinize, eğitim politikaları çocuğunuzun geleceğine, tarım politikaları sofranıza, hukuk düzeni güvenliğinize, dış politika ülkenizin konumuna ve yönetim anlayışı günlük yaşamınıza doğrudan dokunuyor.

Yani siyasetle ilgilenmemek, siyasetin dışında kalmak anlamına gelmiyor.

Siz siyasetten uzaklaşabilirsiniz; fakat siyaset sizden uzaklaşmıyor.

Bu nedenle asıl soru “Siyasetle ilgilenmeli miyim?” olmamalıdır.

Asıl soru şudur:

“Benim ve toplumumun geleceği hakkında alınan kararlarda ne kadar söz sahibi olmalıyım?”

SİYASET BİR MESLEK DEĞİL, ÖNCE BİR YURTTAŞLIK ALANIDIR

Siyaseti yalnızca milletvekillerinin, belediye başkanlarının, parti yöneticilerinin ya da adayların işi olarak görmek demokratik kültürün zayıflamasına yol açar.

Siyasetçinin görevi elbette yönetmek, temsil etmek ve karar almaktır.

Fakat yurttaşın görevi yalnızca yönetilmek değildir.

Yurttaş; denetleyen, sorgulayan ve gerektiğinde yönetime talip olan kişidir.

Bu nedenle siyasi faaliyetlere katılmak bir “lüks” değildir.

Zamanı olanların, emeklilerin, varlıklı insanların veya siyasetten başka işi olmayanların uğraşı da değildir.

Tam tersine siyasal katılım, toplumun her kesiminin hakkıdır.

Çünkü demokratik düzenin gerçek gücü, birkaç kişinin siyaset yapmasından değil, çok sayıda yurttaşın siyasal bilinç kazanmasından doğar.

ASIL SORUN SİYASETİN DEĞİL, SİYASİ KÜLTÜRÜN YENİDEN DÜŞÜNÜLMESİDİR

Türkiye'nin temel sorunlarından biri yalnızca siyasette kimlerin bulunduğu değildir.

Daha derindeki sorunlardan biri, siyasetin toplum tarafından nasıl algılandığıdır.

Siyaseti kirli bir alan olarak görürsek temiz insanların siyasetten uzaklaşmasına neden oluruz.

Siyaseti yalnızca makam ve çıkar ilişkisi olarak görürsek nitelikli insanların siyasete girmesini zorlaştırırız.

Siyaseti başkalarının işi kabul edersek ülkenin geleceğini başkalarının kararlarına bırakırız.

Oysa demokratik toplumun ihtiyacı siyasetten kaçan yurttaş değil; siyaseti temizlemek, geliştirmek ve denetlemek için siyasete katılan yurttaştır.

Belki de Türkiye'nin bugün en fazla ihtiyaç duyduğu şey budur:

Daha fazla makam tutkusu değil,
daha fazla yurttaşlık bilinci.

Daha fazla siyasi slogan değil,
daha fazla düşünce.

Daha fazla taraftarlık değil,
daha fazla sorumluluk.

Ve daha fazla seyirci değil,
daha fazla aktif yurttaş.

Çünkü demokrasi, yalnızca insanların kendilerini yönetecek kişileri seçmesi değildir.

Demokrasi, insanların kendi geleceklerine sahip çıkmasıdır.

Bu nedenle siyasi partiye üye olmak da siyasi çalışmalara katılmak da bir “lüks” olarak görülmemelidir.

Ancak bunun da ötesinde bir gerçek vardır:

Bir ülkenin geleceğini yalnızca siyasetçilere bırakamayız.

Çünkü siyasetçinin başarısı kadar, yurttaşın siyasal bilinci de bir ülkenin kaderini belirler.

Ve unutulmamalıdır:

Siyaset boş bırakıldığında ortadan kalkmaz.
Yalnızca başkaları tarafından doldurulur.

3091 SAYILI YASA ÜZERİNDEN “MALIMA ÇÖKÜLÜR MÜ?” ENDİŞESİVATANDAŞIN ÖZEL MÜLKÜNDE ZİLYETLİK İDDİASIYLA YENİ BİR TEHLİKE M...
01/09/2026

3091 SAYILI YASA ÜZERİNDEN “MALIMA ÇÖKÜLÜR MÜ?” ENDİŞESİ

VATANDAŞIN ÖZEL MÜLKÜNDE ZİLYETLİK İDDİASIYLA YENİ BİR TEHLİKE Mİ DOĞUYOR?

Özel mülkiyet hakkı, hukuk devletinin temel güvencelerinden biridir. Ancak son dönemde 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun üzerinden yaşandığı ileri sürülen bazı olaylar, vatandaşların özel mülklerinin korunması konusunda ciddi soru işaretlerini gündeme getiriyor.

3091 sayılı Kanun'un amacı, taşınmazlara yönelik tecavüz veya müdahalelerin idarî makamlar eliyle önlenmesini ve taşınmaz üzerindeki zilyetliğin korunmasını sağlamak. Kanuna göre taşınmaza yapılan müdahalenin önlenmesi konusunda merkez ilçelerde vali veya görevlendireceği vali yardımcısı, diğer ilçelerde ise kaymakamlar yetkili.

Ancak burada vatandaşların özellikle bilmesi gereken önemli bir ayrıntı bulunuyor:

3091 sayılı Kanun'daki 60 günlük süre, işgal eden kişinin 60 gün bekleyerek taşınmaz üzerinde otomatik olarak hak sahibi olması anlamına gelmiyor.

Kanunun 4. maddesinde düzenlenen süre, tecavüz veya müdahaleyi öğrenen zilyedin yetkili idarî makama başvuru süresiyle ilgili. Kanunda, müdahalenin öğrenilmesinden itibaren 60 gün içinde başvuru yapılması; müdahalenin oluşmasından itibaren ise kural olarak bir yıl içinde başvurulması öngörülüyor.

Buna rağmen, vatandaşın mülkünün başında bulunmadığı durumlarda taşınmazın fiilen kullanılmaya başlanması, işgal edilmesi veya çeşitli yollarla zilyetlik iddiası oluşturulmaya çalışılması ihtimali, özellikle uzak yerlerde bulunan tarla, bağ, bahçe ve diğer taşınmaz sahipleri açısından dikkatle ele alınması gereken bir konudur.

ASIL SORU: BU İŞLEMLER BİREYSEL Mİ, ÖRGÜTLÜ MÜ?

Tarafımıza ulaşan bazı olay ve iddialarda, özel mülklere yönelik el atma veya işgal girişimlerinin arkasında birden fazla kişinin bulunduğu, bazı olaylarda ise hukukî ve taşınmaz işlemleri konusunda bilgili kişilerin sürece dahil olduğu ileri sürülmektedir.

Daha da dikkat çekici olan ise, incelenen bazı olaylarda müdahaleyi gerçekleştirdiği iddia edilen kişiler ile AKP çevreleri arasında siyasî veya kişisel bağlantılar bulunduğuna ilişkin iddiaların gündeme gelmesidir.

Elbette herhangi bir kişinin siyasî bağlantısının bulunması, tek başına suç işlendiğini göstermez.

Ancak aynı yöntemle gerçekleştiği ileri sürülen birden fazla olayda; işgal girişiminde bulunan kişiler, bunları yönlendiren kişiler, hukukî veya emlak bilgisi sağlayan kişiler ve varsa siyasî bağlantılar arasında organize bir ilişki bulunup bulunmadığının araştırılması, hukuk devletinin gereğidir.

Bu nedenle Cumhuriyet savcılarının, kendilerine intikal eden somut olaylarda yalnızca “mülkiyet anlaşmazlığı” veya “zilyetlik uyuşmazlığı” yönünden değil, suç işlemek amacıyla örgütlenme, birlikte hareket etme, sahtecilik, hileli işlem veya başka bir suç unsurunun bulunup bulunmadığı yönünden de olayın bütününü değerlendirmesi gerektiğini düşünüyoruz.

TAPU SAHİBİ OLMAK NEDEN YETERİNCE GÜVENLİ GÖRÜLMEMELİ?

Burada vatandaşın paniğe kapılmasını değil, bilinçlenmesini istiyoruz.

3091 sayılı Kanun kapsamında verilen idarî karar, mülkiyet hakkını kesin olarak belirleyen bir tapu kararı değildir. Kanunun temel konusu zilyetliğin korunmasıdır. Dolayısıyla 3091 mekanizması ile tapu üzerindeki mülkiyet hakkının birbirinden ayrılması gerekir.

Fakat taşınmazın fiilî durumunun uzun süre kontrol edilmemesi, özellikle kırsal bölgelerde bulunan ve sahipleri başka kentlerde yaşayan taşınmazlar bakımından ciddi sorunlara yol açabilecek uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden olabilir.

VATANDAŞA ÇAĞRIMIZDIR

Malınızın başında bulunamıyorsanız, “Tapum var, kimse dokunamaz.” diyerek taşınmazınızı yıllarca kontrolsüz bırakmayın.

Özellikle;

• Tarla, bağ, bahçe ve boş arsalarınızı düzenli olarak kontrol ettirin.

• Mümkünse ayda en az bir kez taşınmazın fiilî durumunu kontrol edin.

• Taşınmazda izinsiz yapı, çit, tabela, ekim, dikim veya başka bir kullanım olup olmadığını gözlemleyin.

• Şüpheli bir durum gördüğünüzde fotoğraf ve video ile tarihli kayıt oluşturun.

• Komşu taşınmaz sahipleriyle iletişim halinde olun.

• Mülkünüzde izinsiz bir müdahale tespit ettiğinizde vakit kaybetmeden bir hukukçudan destek alın.

• 3091 sayılı Kanun kapsamında başvuru yapılabilecek bir durum varsa, kanunda öngörülen süreleri kaçırmayın.

Çünkü kanun, müdahaleyi öğrenen zilyedin başvurusunu belirli sürelerle sınırlıyor.

CUMHURİYET SAVCILARINA ÇAĞRI

Bizim üzerinde durduğumuz mesele tek tek vatandaş ile vatandaş arasındaki taşınmaz uyuşmazlıkları değildir.

Asıl soru şudur:

Eğer birden fazla taşınmazda benzer yöntemler kullanılıyor, kişiler birbirleriyle bağlantılı hareket ediyor, hukuk veya emlak bilgisine sahip kişiler süreci yönlendiriyor ve bütün bunların arkasında siyasî nüfuz kullanıldığına ilişkin somut emareler bulunuyorsa; burada münferit bir uyuşmazlıktan söz etmek mümkün müdür?

Bu nedenle somut ihbar ve şikâyetlerde Cumhuriyet savcılarının olayların arka planını da araştırmasını; kişiler arasındaki bağlantıları, para ve belge trafiğini, varsa ortak hareket planını ve siyasî nüfuz iddialarını bütün yönleriyle incelemesini bekliyoruz.

Özel mülkiyet, kimsenin siyasî gücüne, nüfuzuna veya örgütlü hareket kabiliyetine teslim edilemez.

Vatandaşın malı, vatandaşın hakkıdır.

Ve bu hakkın korunması yalnızca tapu siciline değil, hukuk devletinin bütün kurumlarının etkin çalışmasına bağlıdır.

TİCARET ODASI BAŞKANLIĞINDA YENİ DÖNEMTİRE’NİN TİCARET YOLU NEDEN KONUŞULMUYOR?TİCARET ODASI BAŞKANLIĞINA ADAY OLANLARA ...
31/08/2026

TİCARET ODASI BAŞKANLIĞINDA YENİ DÖNEM

TİRE’NİN TİCARET YOLU NEDEN KONUŞULMUYOR?

TİCARET ODASI BAŞKANLIĞINA ADAY OLANLARA İLK SORUMUZ:
TİRE’NİN ÜRETİMİNİ TİCARETE BAĞLAYACAK YOL HARİTANIZ NEDİR?

Tire Ticaret Odasında yeni dönem tartışmaları başladı.

Mevcut Başkan Mehmet Nadir Delikanlı, ekim ayında yapılacak seçimlerde yeniden aday olmayacağını açıkladı. Ardından başkanlık için adaylık açıklamaları geldi. Adaylardan Hakan Ayhan da 29 Ağustos’ta adaylığını kamuoyuna duyurdu ve açıklamasında Tire’nin tarımsal üretimi, sanayisi ve ticaret potansiyelinin daha güçlü bir vizyonla geleceğe taşınması gerektiğini ifade etti.

Biz de tam bu noktada durup sormak istiyoruz:

TİCARET ODASI BAŞKANLIĞINA TALİP OLANLARIN TİRE İÇİN GERÇEK VİZYONU NEDİR?

Çünkü artık isimleri değil, projeleri konuşmanın zamanı gelmiştir.

KAST SİSTEMİ TARTIŞMASI BİR YANA;
TİRE’NİN GELECEĞİNE BAKALIM

Son günlerde adayların açıklamaları üzerine kamuoyunda farklı değerlendirmeler yapılıyor.

Hatta adaylardan birinin açıklaması sonrasında sosyal medyada “Mısır Krallığı sanki” şeklinde yorumların yapılması, Ticaret Odasının yönetim anlayışı ve geçmişten bugüne gelen yönetim ilişkileri konusunda kamuoyunda bir tartışma oluştuğunu gösteriyor.

Bu yorumların ne ölçüde haklı olduğunu elbette üyeler değerlendirecektir.

Ancak bizim açımızdan tartışmanın daha önemli bir tarafı var:

Ticaret Odası gerçekten bir koltuk ve yönetim devri mekanizması mı?

Yoksa Tire ekonomisinin geleceğini planlayan, üretimi büyüten, ticareti geliştiren ve üyelerine ekonomik değer kazandıran bir kurum mu?

Biz ikinci sorunun cevabını arıyoruz.

Çünkü mesele Mehmet Nadir Delikanlı’nın yerine kimin geleceği değildir.

Mesele;

TİRE’NİN EKONOMİK GELECEĞİNİ KİMİN VE HANGİ PROJEYLE YÖNETECEĞİDİR.

TİCARET ODASI SOSYAL KULÜP DEĞİLDİR

Bunu açıkça söylemek gerekiyor.

Ticaret Odalarının elbette sosyal, kültürel ve toplumsal faaliyetleri olabilir.

Ancak bunlar kuruluş amacının merkezinde değildir.

5174 sayılı Kanun, odalara ticaret ve sanayinin gelişmesine katkı sağlama, üyelerin mesleki faaliyetlerini kolaylaştırma, ekonomik ve ticari bilgileri derleme ve yayma, yatırım ve teşviklerin yönlendirilmesine katkıda bulunma ve ticaret ile sanayinin önündeki bürokratik engellerin kaldırılması için çalışma yapma gibi görevler yüklüyor.

Yani ana mesele bellidir:

ÜRETİM.
TİCARET.
YATIRIM.
İSTİHDAM.
İHRACAT.
PAZAR.
ULAŞIM.
FİNANSMAN.

Ticaret Odası bunların merkezinde olmalıdır.

TİRE ÜRETİYOR; PEKİ ÜRETİM TİCARETE NASIL BAĞLANIYOR?

Şimdi Tire’ye bakalım.

Tire bir tarım ve hayvancılık kentidir.

Tarım üretimdir.

Hayvancılık üretimdir.

Gıda sanayisi üretimdir.

Organize Sanayi Bölgesi üretimdir.

Üretim ise doğal olarak ticaret demektir.

Tire Organize Sanayi Bölgesi de Ticaret Odasının kendi anlatımına göre kuruluşundan itibaren Odanın öncülük ettiği önemli yapılardan biridir. Bugün TOSBİ’de 55 firmanın faaliyet gösterdiği Odanın kendi verilerinde belirtiliyor.

Peki bütün bu üretimi Tire’nin ticaret ağına daha güçlü biçimde bağlayan altyapı nerede?

İşte burada ciddi bir sorunla karşı karşıyayız:

TİRE’NİN ÜRETİMİNİ, PAZARINI VE TİCARETİNİ BİRBİRİNE BAĞLAYAN GÜÇLÜ BİR TİCARET ULAŞIM KURGUSU VAR MI?

Bizce bu soru, yeni dönemin en önemli sorularından biridir.

Çünkü üretim yapıp ürünü ürettiğiniz yerde bırakmak mümkün değildir.

Ürün pazara gidecek.

Hammadde gelecek.

Tır gelecek.

Kamyon çıkacak.

İşçi ulaşacak.

Yatırımcı gelecek.

Müşteri gelecek.

Lojistik işleyecek.

Ticaret yolu çalışacak.

İŞTE TİCARET ODASININ VİZYONU BURADA BAŞLAMALI

Tire’nin yıllardır tartışılan ulaşım sorunlarından biri de Organize Sanayi Bölgesi ve üretim alanlarıyla bağlantılı yol meselesidir.

Bugün bu yol ağının ticari taşımacılık ve kent içi ulaşım açısından nasıl çalıştığı ayrıca tartışılmalıdır.

Daha da önemlisi, ticaret ve üretim bağlantısını güçlendirmesi beklenen bazı güzergâhların zaman içinde genel araç trafiğinin kullandığı yollara dönüşmesi konusunda kamuoyunda ciddi tartışmalar bulunmaktadır.

Bu dönüşümün gerekçesinin trafik güvenliği olduğu ifade edilirken, yolun tamamlanan bölümlerinde meydana gelen kazalar da ayrıca tartışma konusu olmaktadır.

Burada kesin hüküm vermek yerine soruyoruz:

BU YOL DÜZENLEMESİNİN TİRE’NİN TİCARİ TRAFİĞİNE ETKİSİ HESAPLANDI MI?

KAZA ÖNCEKİ VE SONRAKİ DÖNEMDE KARŞILAŞTIRILDI MI?

AĞIR VASITA TRAFİĞİ İÇİN AYRI BİR PLANLAMA YAPILDI MI?

TİRE OSB İLE İLÇENİN TİCARİ MERKEZLERİ ARASINDA DAHA GÜVENLİ VE HIZLI BİR TİCARİ ULAŞIM MODELİ ÜZERİNDE ÇALIŞILDI MI?

Ve en önemlisi:

TİCARET ODASI BU KONUDA NE YAPTI?

İŞTE BİZ YENİ BAŞKAN ADAYLARINA BUNU SORACAĞIZ

Ticaret Odası başkanlığına talip olan her adayın önüne artık somut bir soru koyacağız:

Tire’nin üretimini ticarete nasıl daha güçlü bağlayacaksınız?

Tire’nin Organize Sanayi Bölgesinin ulaşım sorununa ilişkin projeniz nedir?

Ticari araç trafiğini kent içi trafikle nasıl ayıracaksınız?

Tire’nin lojistik kapasitesini nasıl geliştireceksiniz?

Üretilen malın pazara daha hızlı ve daha düşük maliyetle ulaşmasını nasıl sağlayacaksınız?

Tire’yi bölgesel bir ticaret ve lojistik merkezine dönüştürmek için hangi kurumlarla birlikte çalışacaksınız?

Ve bütün bunların sonunda:

TİRE’YE NE KAZANDIRACAKSINIZ?

İŞTE YENİ DÖNEMİN ÖLÇÜSÜ BU OLMALI

Artık “Ben adayım” demek yetmez.

“Ben vizyon sahibiyim” demek de yetmez.

Geçmiş yöneticileri övmek veya eleştirmek de yetmez.

Tire kamuoyu artık şunu bilmek istiyor:

PROJENİZ NEDİR?

HEDEFİNİZ NEDİR?

KAYNAĞINIZ NEDİR?

TAKVİMİNİZ NEDİR?

TİRE’YE KAZANDIRACAĞINIZ DEĞER NEDİR?

Biz bundan sonraki haber dizimizde tam olarak bunları soracağız.

Çünkü Ticaret Odası Başkanlığı bir unvan yarışı değildir.

Bu makam;

Tire’nin üretimini,
Ticaretini,
yatırımını,
ihracatını,
istihdamını,
ulaşımını,
lojistiğini
ve ekonomik geleceğini ilgilendiren bir sorumluluk makamıdır.

Dolayısıyla yeni başkan adaylarına çağrımız açık:

TİRE’YE NE KAZANDIRACAĞINIZI ANLATIN.

Biz de projelerinizi tek tek inceleyelim.

Vizyonunuz ile görevin gerçek misyonunun örtüşüp örtüşmediğine bakalım.

Ve sonunda Tire kamuoyunun önüne şu soruyu koyalım:

TİRE TİCARET ODASI’NI KİM YÖNETMELİ?

EN ÇOK FOTOĞRAF ÇEKTİREN Mİ?

EN ÇOK KONUŞAN MI?

EN ÇOK DESTEK ALAN MI?

YOKSA TİRE’NİN ÜRETİMİNİ TİCARETE, TİCARETİNİ YATIRIMA VE YATIRIMINI İSTİHDAMA DÖNÜŞTÜRECEK SOMUT BİR YOL HARİTASI OLAN MI?

Tire Ticaret Odasının yeni dönemi için asıl yarışın bu olması gerektiğine inanıyoruz.

ÖNÜMÜZDEKİ HABERLERDE BU SORULARI TEK TEK SORACAĞIZ.

ÇÜNKÜ ARTIK MESELE KİMİN BAŞKAN OLACAĞI DEĞİL;

TİRE’NİN NE KAZANACAĞIDIR.

TİRE SES MEDYA – ATALAR SESİ MEDYA YAPIM

Address

Yanıkkonak Meydanı
Tire
35900

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Atalar Sesi Medya Yayın posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share