Doğu Akdeniz Üniversitesi Kurumsal İletişim ve Medya İlişkileri Şubesi

Doğu Akdeniz Üniversitesi  Kurumsal İletişim ve Medya İlişkileri Şubesi Doğu Akdeniz Üniversitesi Kurumsal İletişim ve Medya İlişkileri Şubesi Resmi Facebook Sayfası

DAÜ DR. FAZIL KÜÇÜK TIP FAKÜLTESİ’NDE AKADEMİK YIL AÇILIŞ VE BEYAZ ÖNLÜK GİYME TÖRENİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ Doğu Akdeniz Üniv...
28/09/2026

DAÜ DR. FAZIL KÜÇÜK TIP FAKÜLTESİ’NDE AKADEMİK YIL AÇILIŞ VE BEYAZ ÖNLÜK GİYME TÖRENİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Dr. Fazıl Küçük Tıp Fakültesi, Marmara Üniversitesi (MÜ)–DAÜ Uluslararası Ortak Tıp Programı “2026–2027 Akademik Yıl Açılış ve Beyaz Önlük Giyme Töreni”, 28 Eylül 2026 Pazartesi günü, saat 13.00’te, Rauf Raif Denktaş Kültür ve Kongre Sarayı’nda gerçekleştirildi.

Törene, DAÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Kılıç, DAÜ Akademik İşlerden Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Osman M. Karatepe, DAÜ Dr. Fazıl Küçük Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nilüfer Güzoğlu, DAÜ Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. H. Ozan Gülcan, DAÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekan Vekili Doç. Dr. Işıl Özgül Kalyoncu, dekan yardımcıları, bölüm başkanları, akademisyenler, öğrenciler ve öğrenci aileleri katıldı.

Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan tören, DAÜ Dr. Fazıl Küçük Tıp Fakültesi 3. sınıf öğrencileri Ada Keskinbakış ve Bahattin Keleş tarafından gerçekleştirilen müzik dinletisi ile devam etti. Dinleti sonrasında, Fakülte Dekanı Prof. Dr. Güzoğlu tarafından Keskinbakış ve Keleş’e çiçek takdim edildi. Ardından üniversite ve fakülte tanıtım filmi izlendi.

Törenin açılış konuşmasını gerçekleştiren DAÜ Dr. Fazıl Küçük Tıp Fakültesi Öğrenci Temsilcisi ve 3. sınıf öğrencisi Deniz Çangal, konuşmasında yeni öğrencilere hoş geldiniz diyerek kendileriyle bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Fakültesini öğrenci konseyinde temsil ettiğini belirten Çangal, yeni bir okula başlama, yeni insanlarla tanışma ve üniversite yaşamına uyum sağlama sürecine değindi.

“Uzun Bir Mesleki Yolculuğa İlk Adımları”
DAÜ Dr. Fazıl Küçük Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nilüfer Güzoğlu gerçekleştirdiği konuşmada akademisyenleri, aileleri ve öğrencileri selamlayarak törene katılanlara hoş geldiniz dedi. Fakültenin 2012 yılında eğitime başladığını, 2018 yılında ilk mezunlarını verdiğini ve bugüne kadar yaklaşık 400 mezun yetiştirdiğini belirten Prof. Dr. Güzoğlu, mezunların dünyanın farklı yerlerinde görev yaparak fakülteyi gururla temsil ettiğini ifade etti. Fakültenin TEPDAD akreditasyonu da dâhil olmak üzere sahip olduğu akreditasyonların, sunulan eğitimin kalitesini ortaya koyduğunu vurguladı. Öğrencilerin beyaz önlüklerini giyerek uzun bir mesleki yolculuğa ilk adımlarını attıklarını dile getiren Prof. Dr. Güzoğlu, doğru sorular sormanın, merak duygusunu korumanın ve ekip çalışmasının önemine dikkat çekti. Farklı bakış açılarına sahip kişilerin aynı hastanın sağlığı için birlikte çalışabilmesinin önemini vurgulayan Prof. Dr. Güzoğlu, öğrencilere sorumluluk almaktan çekinmemeleri tavsiyesinde bulundu.

“Ortak Tıp Programları Alanında Bir İlk”
DAÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Kılıç ise konuşmasında beyaz önlüğün bilginin, emeğin, sorumluluğun, vicdanın ve insan hayatına duyulan saygının simgesi olduğunu vurguladı. Tıp eğitiminin uzun ve zorlu bir yolculuk olduğunu belirten Prof. Dr. Kılıç, öğrencilere “İyi bir hekim olmayı hedeflerken, önce iyi bir insan olmayı asla unutmayın.” tavsiyesinde bulundu ve hekimliğin hastalıkları bilmenin yanı sıra hastayı dinlemeyi, kaygılarını anlamayı ve ona umut verebilmeyi gerektirdiğini ifade etti. Marmara Üniversitesi–DAÜ Uluslararası Ortak Tıp Programı’nın 2024–2025 Akademik Yılı’nda Tıp Eğitimi Programlarını Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (TEPDAD) akreditasyonunu almaya hak kazanarak ortak tıp programları alanında bir ilke imza attığını belirten Prof. Dr. Kılıç, bu başarının programın eğitim kalitesini ortaya koyduğunu kaydetti. Öğrencilerin iki güçlü üniversitenin akademik birikiminden yararlanacağını ifade eden Prof. Dr. Kılıç, DAÜ’nün sorgulayan, araştıran, etik değerlere bağlı ve insanlığa katkı sunan hekimler yetiştirmeyi önemsediğini vurguladı.

Açılış konuşmalarının ardından Beyaz Önlük GiymeTöreni gerçekleştirildi. Törende, tıp eğitimine başlayan öğrenciler beyaz önlüklerini giydi.

İlk Ders Gerçekleştirildi
Programın sonunda, Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hikmet Ayşegül Taylan Özkan tarafından “Batı Nil Virüsü: Sivrisinekten Beyne Yolculuk” konulu yeni akademik yılın ilk dersi verildi. Ardından DAÜ Dr. Fazıl Küçük Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Güzoğlu tarafından Prof. Dr. Özkan’a plaket takdim edildi.

DAÜ ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. BİTİRİM’DEN ÇOCUKLARIN DİJİTAL GÜVENLİĞİ İÇİN ORTAK SORUMLULUK ÇAĞRISI Doğu Akdeniz Üniversi...
26/09/2026

DAÜ ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. BİTİRİM’DEN ÇOCUKLARIN DİJİTAL GÜVENLİĞİ İÇİN ORTAK SORUMLULUK ÇAĞRISI

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Mühendislik Fakültesi, Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yıltan Bitirim, “Çocukluk Ekranın Gölgesinde” başlığıyla önemli değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Bitirim, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

Çocukluk Ekranın Gölgesinde
Çocukların ve gençlerin sosyal medya kullanımı artık yalnızca ailelerin kendi evlerinde çözmeye çalıştığı bireysel bir mesele olmaktan çıkmış durumdadır. Bugün birçok genç, ailesinin bildiği ve takip ettiği hesabın yanında, yalnızca yakın arkadaş çevresine açık ikinci hesaplar da kullanabiliyor. Gençler arasında “priv” (private) olarak adlandırılan bu hesaplarda daha küçük ve seçilmiş bir çevreyle, ana hesapta paylaşılmayan içerikler paylaşılabiliyor. Bir başka ifadeyle, ailenin bildiği hesap başka, gencin yakın arkadaş çevresiyle kullandığı dijital alan başka olabiliyor. Bu durum önemli bir noktaya işaret ediyor: Mesele yalnızca çocuğun sosyal medya hesabının olup olmaması ya da ekran karşısında kaç saat geçirdiği değildir. Asıl mesele, çocuğun hangi dijital ortamlarda bulunduğu, kimlerle iletişim kurduğu, hangi içerikleri görüp paylaştığı ve bütün bunların ailesi ve eğitimcileri tarafından ne ölçüde fark edilebildiğidir.

İlk sorumluluk elbette ailelerindir; ancak ailelerin bu yükü tek başına taşıması gerçekçi değildir. Çünkü dijital dünya, çoğu zaman anne babanın görebildiğinden çok daha hızlı, daha kapalı ve daha karmaşık işlemektedir. Çocuğun telefonunda yüklü uygulamaları bilmek artık onun dijital hayatını bilmek anlamına gelmiyor. Bir ana hesap, bir “priv” hesap, kapalı arkadaş grupları, geçici hikâyeler, kaybolan mesajlar ve farklı platformlar arasında kurulan görünmez geçişler klasik ebeveyn denetimini büyük ölçüde yetersiz bırakmaktadır. Bu nedenle, okulların rehberlik servislerinden öğretmenlere, eğitim bakanlığından çocuk koruma birimlerine kadar tüm sorumlu kurumların bu konuyu çocuk güvenliği ve dijital mahremiyet meselesi olarak da ele alması gerekir.

Asıl sorulması gereken soru ise daha temeldir: Sosyal medya bir çocuk için gerçekten elzem midir? Bir yetişkin bile sosyal medyada kendini kolayca kaptırıp saatlerini ekran başında tüketebiliyorsa henüz dikkatini, iradesini, kimliğini ve sosyal ilişkilerini inşa etmeye çalışan bir çocuğun bu ortamda ne kadar savunmasız kalabileceğini daha ciddi bir şekilde düşünmek zorundayız. Sosyal medya çocuğa eğlence, iletişim ve zaman zaman bilgiye erişim imkânı sunabilir; ancak bunun karşılığında dikkat dağınıklığı, bağımlılık eğilimi, uyku bozukluğu, sosyal kıyas, beden algısı sorunları, siber zorbalık, uygunsuz içeriklere maruz kalma ve aileden gizlenen dijital kimlikler gibi ağır bedeller doğuruyorsa burada fayda-zarar dengesini yeniden değerlendirmek gerekir.

Üstelik bugün sosyal medya deneyimi yalnızca çocuğun kimi takip ettiği veya kiminle konuştuğu üzerinden şekillenmiyor. Çocuklar aynı zamanda yapay zekâ destekli öneri sistemlerinin, kişiselleştirilmiş içerik akışlarının ve dikkat süresini uzatmaya çalışan algoritmaların etkisi altında kalıyor. Bir çocuğun karşısına hangi videonun çıkacağı, hangi içeriğin daha fazla önerileceği, hangi akımın normalleştirileceği veya hangi davranışın ödüllendirileceği çoğu zaman görünmeyen algoritmik kararlarla belirleniyor. Bu nedenle, çocukların dijital güvenliğini tartışırken yapay zekâ algoritmalarının etkisini, içerik öneri sistemlerini ve platformların çocuk psikolojisi üzerindeki tasarımsal sorumluluğunu göz önünde bulundurmak gerekir. Çocukluk, algoritmaların dikkat avcılığına bırakılmayacak kadar kıymetli bir dönemdir.

Çocukları çağın dışında bırakmayalım ama çocukluğu algoritmaların, beğeni sayılarının, görünür olma baskısının, kontrolsüz dijital ilişkilerin ve yapay zekâ destekli içerik akışlarının insafına da terk etmeyelim.

Ailelerin çocuklarıyla daha açık ve güvene dayalı bir iletişim kurması; okulların dijital mahremiyet, çevrimiçi güvenlik, sosyal medya bağımlılığı ve yapay zekâ destekli içerik yönlendirme sistemleri konusunda bilinçlendirici çalışmalar yapması; ilgili kurumların ise çocukları koruyacak yaşa uygun politikaları gecikmeden tartışması zorunludur. Sosyal medya yetişkinler için bile güçlü bir dikkat tuzağına dönüşmüşken çocukların bu dünyaya sınırsız ve denetimsiz biçimde bırakılması savunulabilir bir özgürlük alanı olarak görülemez.

Avustralya, 16 yaş altındaki çocukların belirli sosyal medya platformlarında hesap açmasını veya mevcut hesaplarını sürdürmesini önleme yükümlülüğünü platformlara getiren düzenlemeyi yürürlüğe koymuş durumda. İngiltere hükûmeti 2026 yılında 16 yaş altına yönelik sosyal medya yasağını açıklarken Danimarka 15 yaş sınırını esas alan yeni bir düzenlemeye hazırlanıyor. Finlandiya ise 13 yaş altındaki çocuklara sosyal medya kullanımını önermeyen ve ekran süresini yaşa göre sınırlandıran ulusal tavsiyeler yayımladı. Türkiye de bu yöndeki adımlara katıldı. 1 Mayıs 2026’da yayımlanan 7578 sayılı Kanun, 15 yaşını doldurmamış çocuklara sosyal ağ hizmeti sunulmamasını ve şirketlerin yaş doğrulama dâhil gerekli tedbirleri almasını öngörüyor. İlgili hükümlerin 1 Kasım 2026’da yürürlüğe girmesi bekleniyor.

Kıbrıs’ta da sosyal medyanın çocuklar için gerçekten vazgeçilmez olup olmadığı sorusunu cesaretle sormalı, faydaları ile zararlarını dürüstçe tartmalı ve çocukları korumayı yalnızca ailelerin değil, her kesimin ortak sorumluluğu olarak görmeliyiz.

DAÜ’de Geçen Haftahttps://pr.emu.edu.tr/Documents/DAUdeGecenHafta/2026/09/25_eylul_2026.pdf
25/09/2026

DAÜ’de Geçen Hafta

https://pr.emu.edu.tr/Documents/DAUdeGecenHafta/2026/09/25_eylul_2026.pdf

DAÜ’DEN BATI NİL VİRÜSÜNE KARŞI BİLİNÇLİ KORUNMA ÇAĞRISIDoğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi, Besl...
25/09/2026

DAÜ’DEN BATI NİL VİRÜSÜNE KARŞI BİLİNÇLİ KORUNMA ÇAĞRISI
Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi ve Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Tevhide Ziver Sarp, “Bir Sivrisinek Isırığından Fazlası: Batı Nil Virüsü ve KKTC” başlıklı bir açıklama gerçekleştirdi. Doç. Dr. Sarp açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) Batı Nil Virüsü (West Nile Virus) vakalarının saptanması, hastalıkla ilgili bazı soru ve endişeleri de beraberinde getirmiştir. Sivrisinekler aracılığıyla bulaşan Batı Nil Virüsü, yeni ortaya çıkmış bir enfeksiyon olmayıp uzun yıllardır bilinen ve özellikle sivrisineklerin aktif olduğu dönemlerde Avrupa ve Akdeniz bölgelerinde görülebilen bir enfeksiyon etkenidir. Bu nedenle paniğe kapılmadan, Batı Nil Virüsü hakkında doğru bilgi sahibi olmak ve hastalıktan korunmak için alınabilecek önlemleri bilmek önemlidir.

Batı Nil Virüsü Nedir? Nasıl Bulaşır?
Batı Nil Virüsü, Flaviviridae ailesinde yer alan, Culex cinsi sivrisineklerin ısırması ile insanlara bulaşan bir RNA virüsüdür. Virüsün doğadaki temel döngüsünde kuşlar ve sivrisinekler önemli rol oynamaktadır. Özellikle Culex cinsi sivrisinekler, enfekte kuşlardan kan emerken aldıkları virüsü daha sonra insanlara bulaştırabilir. İnsanlar ise virüsün doğal döngüsünün devamında etkili olmadıkları için genellikle ‘son konak’ olarak kabul edilirler. Virüs bulaşmış bir insanın kanındaki virüs miktarı, kendisini ısıran başka bir sivrisineğe hastalığı aktaracak düzeyde değildir. Bu nedenle Batı Nil Virüsü, hasta bir insandan sivrisineğe ve ardından başka bir insana uzanan bir bulaş zinciri oluşturmamaktadır. Ayrıca virüs; solunum yoluyla, tokalaşma, sarılma veya aynı ortamda bulunma gibi günlük temaslarla da kişiden kişiye bulaşmamaktadır.

Enfeksiyon Belirtileri Nedir?
Virüsle enfekte kişilerin yaklaşık %80’inde enfeksiyon herhangi bir belirti vermeden seyrederken, bazı kişilerde 3–10 gün sürebilen ateş, baş ağrısı, halsizlik, kas ve eklem ağrıları, bulantı veya deri döküntüsü gibi şikâyetler görülebilmektedir. Virüsle enfekte kişilerin %1’inden daha azında ise enfeksiyon merkezi sinir sistemini etkileyerek menenjit, ensefalit veya felç gibi ciddi nörolojik tablolara yol açabilir. Bu nedenle Batı Nil Virüsü, çoğu zaman sessiz seyretmesine rağmen özellikle ileri yaş ve bağışıklığı baskılanmış bireylerde dikkatle izlenmesi gereken önemli bir vektör kaynaklı enfeksiyondur. Her sivrisinek ısırığı tek başına hastalık anlamına gelmemekle birlikte, özellikle risk grubundaki kişilerin olası belirtiler konusunda dikkatli olması ve şüpheli bir durumda sağlık kuruluşuna başvurması önemlidir.

Kıbrıs’ta Görülmesi Neden Önemli?
KKTC’de saptanan Batı Nil Virüsü vakaları, Avrupa ve Akdeniz bölgelerinde devam eden mevsimsel virüs dolaşımı ile birlikte değerlendirilmelidir. Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) verileri, 2026 yılında birçok Avrupa ülkesinde vakaların bildirilmeye devam ettiğini ve Kıbrıs’ın da Batı Nil Virüsü enfeksiyonlarının görüldüğü bölgeler arasında yer aldığını göstermektedir. ECDC’ye göre virüsün yayılımında sıcaklık ve çevresel koşulların yanı sıra sivrisineklerin varlığı ve yoğunluğu ile kuş hareketleri de önemli rol oynamaktadır. Bu açıdan bakıldığında Kıbrıs’ın Akdeniz iklimi, uzun süren sıcak dönemleri ve kuş göç yolları üzerindeki coğrafi konumu, Batı Nil Virüsü açısından dikkate alınması gereken özelliklerdir. Bu nedenle ülkemizde saptanan vakaların yakından takip edilmesi; sürveyans çalışmalarının, sivrisinekle mücadelenin ve kişisel korunma önlemlerinin etkin bir şekilde sürdürülmesi önemlidir.

Batı Nil Virüsü’nden Nasıl Korunabiliriz?
Batı Nil Virüsü’ne karşı günümüzde insanlarda kullanılmak üzere onaylanmış bir aşı veya virüse özgü bir tedavi bulunmadığından, korunmada temel yaklaşım sivrisinek ısırıklarını önlemek ve sivrisinek popülasyonunu kontrol altında tutmaktır. Özellikle sivrisineklerin daha aktif olduğu akşam ve gece saatlerinde, vücudu mümkün olduğunca örten açık renkli giysilerin tercih edilmesi ve sivrisinek kovucu ürünlerin kullanılması ısırılma riskini azaltabilir. Pencere ve kapılarda sineklik kullanılması da sivrisineklerin yaşam alanlarına girişini önlemeye yardımcı olur. Bunun yanı sıra, ev ve çevresindeki saksı altlıkları, kovalar, su kapları ve açık depolar gibi sivrisineklerin üreyebileceği durgun su kaynaklarının ortadan kaldırılması, sivrisineklerle mücadelenin önemli bir parçasıdır.

Ancak Batı Nil Virüsü ile mücadele yalnızca bireysel önlemlerle sınırlı değildir. Sağlık otoriteleri, belediyeler ve ilgili kurumların koordinasyon içinde hareket ederek sivrisinek popülasyonlarını ve virüs dolaşımını düzenli olarak izlemesi, üreme alanlarını kontrol altına alması ve bilimsel verilere dayalı, planlı ve sürdürülebilir vektör mücadele programları yürütmesi, toplum düzeyinde korunmanın en önemli basamaklarından biridir.

Korku Değil, Bilinçli Korunma
Sonuç olarak Batı Nil Virüsü karşısında korkuya değil, doğru bilgiye ve bilinçli korunmaya ihtiyacımız vardır. Bireysel önlemlerin yanı sıra sivrisineklerin düzenli olarak izlenmesi ve etkili mücadele çalışmalarının sürdürülmesi hem bugün görülen vakaların kontrolü hem de gelecekte ortaya çıkabilecek benzer enfeksiyonların önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.”

DAÜ ECZACILIK FAKÜLTESİ YENİ AKADEMİK YILA BEYAZ ÖNLÜK GİYME TÖRENİ İLE “MERHABA” DEDİDoğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Ec...
25/09/2026

DAÜ ECZACILIK FAKÜLTESİ YENİ AKADEMİK YILA BEYAZ ÖNLÜK GİYME TÖRENİ İLE “MERHABA” DEDİ
Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Eczacılık Fakültesi tarafından, 25 Eylül Dünya Eczacılar Günü kapsamında Beyaz Önlük Giyme Töreni düzenlendi. 2026-2027 Akademik Yılı’nın açılışının da yapıldığı tören, 25 Eylül 2026 Cuma günü, saat 10.00’da Mustafa Afşin Ersoy Salonu’nda gerçekleştirildi.

Söz konusu törene DAÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Osman M. Karatepe, DAÜ Tanıtım ve Kurumsal İletişimden Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Öztüren, DAÜ Genel Sekreteri Derviş Ekşici, Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. H. Ozan Gülcan, Diş Hekimliği Fakültesi Dekan Vekili Doç. Dr. Işıl Ö. Kalyoncu ile fakülte dekan yardımcıları, öğretim üyeleri, öğrenciler ve aileleri katılım gösterdi.

Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan tören, DAÜ Eğitim Fakültesi, Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Müzik Öğretmenliği Programı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Atakan Sarı ile Müzik Öğretmenliği Programı yüksek lisans öğrencisi Deniz Özkalay tarafından gerçekleştirilen müzik dinletisi ile devam etti. Dinleti sonrasında, Eczacılık Fakültesi Dekan Yardımcıları Doç. Dr. Mehmet İlktaç ve Yrd. Doç. Dr. Jale Yüzügülen tarafından Doç. Dr. Sarı ve Özkalay’a teşekkür belgeleri takdim edildi.

“Geleceğin Eczacılarını Yetiştirmeyi Hedefliyoruz”
Törende konuşan Prof. Dr. Gülcan, Dünya Eczacılar Günü’nü, yeni akademik yılın başlangıcını ve fakültenin uluslararası akreditasyon başarısını birlikte kutlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Akreditasyonun, eğitim kalitesinin uluslararası ölçütlerle değerlendirilmesi ve sürekli geliştirilmesi açısından önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Gülcan, başarıya katkı sağlayan akademik ve idari personel ile öğrencilere ve paydaşlara teşekkür etti.

Eczacılığın bilim ile insanı buluşturan ve toplum sağlığının korunmasında önemli sorumluluklar üstlenen bir meslek olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gülcan, öğrencileri bilimsel düşünmeye, sorgulamaya ve kanıta dayalı karar vermeye hazırladıklarını kaydetti. Sağlık alanındaki teknolojik gelişmeler doğrultusunda geleceğin eczacılarını yetiştirmeyi hedeflediklerini ifade eden Prof. Dr. Gülcan, etik değerlere bağlı, öğrenmeyi sürdüren ve insanı merkeze alan sağlık profesyonelleri yetiştirmenin önemine dikkat çekti.

“Beyaz Önlük, İnsan Hayatına Dokunmanın Sembolü”
DAÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Karatepe ise Dünya Eczacılar Günü’nü kutlayarak başladığı konuşmasında, beyaz önlüğün bilgi, emek, güven, sorumluluk ve insan hayatına dokunmanın sembolü olduğunu vurguladı. Eczacılığın doğru bilgiyi paylaşmayı, hastalara yol göstermeyi ve mesleki sorumlulukları yerine getirmeyi gerektirdiğini belirten Prof. Dr. Karatepe, öğrencileri merak etmeye, soru sormaya, araştırmaya ve etik değerlerinden ödün vermeden öğrenmeyi sürdürmeye davet etti.

Akreditasyon süreçlerinin, kurumların eğitim kalitesini sürekli geliştirme iradesinin önemli bir göstergesi olduğunu belirten Prof. Dr. Karatepe, elde edilen başarının DAÜ’nün uluslararasılaşma hedeflerine katkı sunduğunu ifade etti. Süreçte emeği geçenleri kutlayan Prof. Dr. Karatepe, yeni akademik yılın öğrencilere, akademik ve idari personele başarı getirmesini temenni etti.

Konuşmaların ardından, Accreditation Agency in Health and Social Sciences AHPGS Uluslararası Akreditasyon Sorumlusu Corina Sutter’in mesajı izlendi. Fakültenin “MPharm” ve “PharmD” lisans programları ile Farmasötik Bilimler Doktora Programı’nın, Almanya merkezli uluslararası akreditasyon kuruluşu AHPGS tarafından Ağustos 2026’da beş yıl süreyle akredite edilmesi dolayısıyla, akreditasyon belgeleri ve plaketi Prof. Dr. Karatepe tarafından Prof. Dr. Gülcan’a takdim edildi. Ayrıca, akreditasyon sürecine katkılarından dolayı Akreditasyon Komitesi Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Aybike Yektaoğlu Şahali’ye teşekkür plaketi, komite üyeleri ile akreditasyon raporunun hazırlanmasına katkı sağlayan akademik personele de teşekkür belgeleri verildi.

Belge takdimlerinin ardından birinci sınıf öğrencilerine beyaz önlükleri giydirildi. Program kapsamında, DAÜ Eczacılık Fakültesi 2017 yılı mezunu ve Gazimağusa’da hizmet veren Halkın Eczanesi’nin sorumlu eczacısı Esra Halkın tarafından yeni akademik yılın açılış dersi verildi. Dersin ardından Prof. Dr. Gülcan tarafından Halkın’a teşekkür belgesi takdim edildi. Tören, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

DAÜ’DE “IV. ULUSLARARASI KADIN VE AİLENİN GÜÇLENMESİ SEMPOZYUMU” BAKAN HASİPOĞLU’NUN DA KATILDIĞI AÇILIŞ TÖRENİ İLE BAŞL...
24/09/2026

DAÜ’DE “IV. ULUSLARARASI KADIN VE AİLENİN GÜÇLENMESİ SEMPOZYUMU” BAKAN HASİPOĞLU’NUN DA KATILDIĞI AÇILIŞ TÖRENİ İLE BAŞLADI
Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) ev sahipliğinde 24–25 Eylül 2026 tarihlerinde düzenlenen IV. Uluslararası Kadın ve Ailenin Güçlenmesi Sempozyumu’nun açılış töreni, 24 Eylül 2026 Perşembe günü, saat 09.30’da Rauf Raif Denktaş Kültür ve Kongre Sarayı’nda gerçekleştirildi. Farklı ülkelerden akademisyenleri, araştırmacıları ve uzmanları bir araya getiren sempozyumda kadın çalışmaları, aile yapısı, toplumsal dönüşüm ve güçlenme süreçleri disiplinlerarası bir yaklaşımla ele alınıyor.

Söz konusu etkinliğe, KKTC Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, KKTC Milletvekilleri Fide Kürşat ve Şifa Çolakoğlu, DAÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Osman M. Karatepe, KKTC Sosyal Hizmetler Dairesi Müdürü Alev Ecevit, DAÜ Tanıtım ve Kurumsal İletişimden Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Öztüren, DAÜ Genel Sekreteri Derviş Ekşici ve Kıbrıs Türk Kadınlar Birliği yönetim kurulu üyeleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

Başkanlığını DAÜ Kadın Araştırmaları ve Eğitimi Merkezi (KAEM) Başkanı Doç. Dr. Süheyla Üçışık Erbilen ve DAÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kağan Günçe’nin yürüttüğü sempozyum, kadınların sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasal hayattaki konumlarının güçlendirilmesine yönelik çalışmaların yanı sıra bakım emeği ve kapsayıcı sosyal yapılara odaklanıyor. Akademik dayanışmayı ve bilimsel bilgi paylaşımını güçlendirmeyi amaçlayan sempozyumda akademisyenler, araştırmacılar, uygulayıcılar, sivil toplum temsilcileri ve politika yapıcıları kuramsal çalışmalarını ve saha temelli araştırmalarını paylaşıyor.

“Kadının Güçlenmesi ile Ailenin Güçlenmesi Birbirini Tamamlayan Süreçler”
Açılışta konuşan Doç. Dr. Erbilen, ekonomik eşitsizlikler, eğitim ve istihdama erişimde yaşanan güçlükler, bakım sorumlulukları, yoksulluk, göç, savaşlar, dijital eşitsizlikler ve toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılığın kadınların ve ailelerin yaşamlarını doğrudan etkilediğini belirtti. Kadınların ve ailenin güçlenmesinin insan hakları, toplumsal adalet ve sürdürülebilir kalkınma çerçevesinde ortak bir sorumluluk olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Erbilen, güçlü ailelerin eşitlik, karşılıklı saygı, dayanışma, güven ve sorumluluk temelinde oluşabileceğini ifade etti. Kadının güçlenmesi ile ailenin güçlenmesinin birbirini tamamlayan süreçler olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Erbilen, kadınların haklarının korunduğu, emeklerinin görünür olduğu ve karar süreçlerine eşit biçimde katıldıkları ailelerin daha sağlıklı ve demokratik toplumların temelini oluşturduğunu kaydetti. Üniversitelere ve bilim insanlarına bu süreçte önemli sorumluluklar düştüğünü belirten Doç. Dr. Erbilen, bilimsel çalışmaların toplumsal dönüşüme katkı sağlayacak somut çözümler üretmesi gerektiğini dile getirdi.

“Kadınların Sosyal, Ekonomik ve Siyasal Yaşama Katılımı Önemli”
DAÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Karatepe, konuşmasında DAÜ Rektörlüğü olarak sempozyumun üniversitede düzenlenmesi önerisini desteklediklerini ve organizasyonun gerçekleştirilmesi için gerekli katkıyı sunduklarını belirtti. Sempozyum programında farklı disiplinlerden çalışmaların yer aldığını ifade eden Prof. Dr. Karatepe, sunulacak bildirilerin kadınların güçlenmesine ve aile yapısının daha kapsamlı biçimde incelenmesine katkı sağlamasını temenni etti. Kadınların sosyal, ekonomik ve siyasal yaşama katılımının önemini vurgulayan Prof. Dr. Karatepe, kadınların aile ve toplum içinde yüzyıllardır ayrımcılıkla karşı karşıya kaldığını ve bu ayrımcılığın giderilmesine yönelik çalışmaların günümüzde de sürdüğünü kaydetti. Prof. Dr. Karatepe, sempozyumun yararlı sonuçlar ortaya koymasını dileyerek organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti.

“Kadınların Güçlenmesine Yönelik Söylemler Somut Politikalar ve Uygulamalarla Desteklenmeli”
KKTC Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, kadınların ve ailenin güçlenmesinin toplumun geleceği açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek DAÜ’yü sempozyuma ev sahipliği yapması dolayısıyla tebrik etti. Kadınların güçlenmesine yönelik söylemlerin somut politikalar ve uygulamalarla desteklenmesi gerektiğini belirten Bakan Hasipoğlu, Bakanlık olarak kadınların ekonomik bağımsızlıklarını kazanmaları ve kendi emekleriyle geleceklerini kurabilmeleri için çalışmalar yürüttüklerini ifade etti. Sosyal Hizmetler Dairesi aracılığıyla kadınlara yönelik meslek edindirme kursları düzenlediklerini ve psikososyal destek sunduklarını aktaran Bakan Hasipoğlu, amaçlarının kadınların kendi ayakları üzerinde durabilecekleri kalıcı fırsatlar oluşturmak olduğunu dile getirdi.

Sempozyumun ilk gününde Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pınar Ülgen, davetli konuşmacı olarak “Kadınlar Sessiz Değildi, Tarih Sağırdı: Orta Çağ Avrupa’sından Günümüze Kadının Yolculuğu” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Sunumun ardından Sempozyum Başkanı Doç. Dr. Süheyla Üçışık Erbilen tarafından Prof. Dr. Ülgen’e hediye takdim edildi.

Cumhuriyet’in Öncü Kadınları Özel Oturumu
Sempozyumun ilk gün programında “Cumhuriyet’in Öncü Kadınları” başlıklı özel oturum gerçekleştirildi. Doç. Dr. Zeynep Banu Dalaman’ın moderatörlüğündeki oturumda Doç. Dr. Dalaman’ın yanı sıra Dr. Öğr. Üyesi Nuran Halise Belet, Dr. Öğr. Üyesi Merve Uysal, Sema Metin, Doç. Dr. Fatma İlknur Akgül ve Doç. Dr. Süheyla Üçışık Erbilen sunum yaptı. Söz konusu sunumlarda kadınların XVIII. yüzyıldan günümüze edebiyat, basın, eğitim, bilim, siyaset, hukuk, sanat ve kültür alanlarında oluşturdukları dönüşüm ele alındı.

Bilimsel Oturumlar Yüz Yüze ve Çevrim İçi Gerçekleştiriliyor
Sempozyum oturumları hem yüz yüze hem de çevrim içi olarak gerçekleştiriliyor. Kadın emeği, ekonomik güçlenme, sosyal politika, eğitim, girişimcilik, liderlik, kadın sağlığı, aile ilişkileri, sanat, hukuk, dijital kültür ve toplumsal cinsiyet gibi başlıklar farklı disiplinlerin bakış açılarıyla değerlendiriliyor.

Sempozyumun ilk gün oturumlarının başkanlıklarını Dr. Ayşe Çelik Kan, Prof. Dr. Zeynep Özlem Üskül Engin, Prof. Dr. Elif Yüksel Oktay, Prof. Dr. Mahmut Sağır, Dr. Dolunay Çörek Akyıldız, Doç. Dr. Münevver Bayar, Prof. Dr. Nilgün Nurhan Kara, Doç. Dr. Olcay Tire, Prof. Dr. Seher Akça, Prof. Dr. Reyhan Ayşen Wolff ve Doç. Dr. Nuran Kılavuz üstlendi.

Sempozyum Yarın Sona Erecek
25 Eylül 2026 Cuma günü sona erecek sempozyumun ikinci gün oturumlarına Doç. Dr. Şule Çeviker Ay, Yrd. Doç. Dr. Asiye Yeter Güngör Başaran, Doç. Dr. Elif Emine Balta, Dr. Öğr. Üyesi Fatma Kılınç, Dr. Av. Vildan Sali, Dr. Öğr. Üyesi Özlem Altınbaş Akkaş, Prof. Dr. Gökben Ayhan, Doç. Dr. Yagut Aliyeva, Prof. Dr. Bahar Demirel, Doç. Dr. İhsan Cora, Dr. Öğr. Üyesi Mürşide Korkut ve Doç. Dr. Aygün Halilkızı başkanlık edecek.

DAÜ’DE GELECEĞİN ECZACI VE HEKİMLERİ BEYAZ ÖNLÜKLERİNİ GİYECEKDoğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Eczacılık Fakültesi ile Dr...
24/09/2026

DAÜ’DE GELECEĞİN ECZACI VE HEKİMLERİ BEYAZ ÖNLÜKLERİNİ GİYECEK
Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Eczacılık Fakültesi ile Dr. Fazıl Küçük Tıp Fakültesi, MÜ-DAÜ Uluslararası Ortak Tıp Programı 2026-2027 Akademik Yılı’nın açılışını yeni öğrenciler için düzenlenecek Beyaz Önlük Giyme törenleriyle gerçekleştirecek. DAÜ Eczacılık Fakültesi ve Dr. Fazıl Küçük Tıp Fakültesi tarafından düzenlenecek Beyaz Önlük Giyme törenleri ve ilk ders sunumları ile öğrencilerin mesleki eğitim yolculuklarının ilk adımı sembolik bir törenle atılmış olacak.

DAÜ Eczacılık Fakültesi, 25 Eylül Dünya Eczacılar Günü kapsamında, fakülteye yeni kayıt yaptıran birinci sınıf öğrencileri için Beyaz Önlük Giyme Töreni düzenleyecek. Aynı zamanda 2026-2027 Akademik Yılı Güz Dönemi’nin açılışının gerçekleştirileceği tören, 25 Eylül 2026 Cuma günü, saat 10.00’da, Mustafa Afşin Ersoy Salonu’nda yapılacak.

Törende, Eczacılık Fakültesi’nin Accreditation Agency in Health and Social Sciences (AHPGS) akreditasyon sürecine katkı sağlayan isimlere de teşekkür plaketi takdim edilecek. Bu kapsamda, akreditasyon sürecinde gösterdikleri emek ve katkılardan dolayı Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. H. Ozan Gülcan ile Fakülte Öğretim Üyesi ve Organizasyon Başkanı Yrd. Doç. Dr. Aybike Yektaoğlu’na teşekkür plaketi takdim edilecek.

Program kapsamında akademik yılın ilk dersini ise Eczacı Esra Halkın verecek. Halkın, “Beyaz Önlüğün Ötesinde: Öğrencilikten Eczacılığa Yolculuk. Bilgi, Fırsat, Güven ve Sorumlulukla Şekillenen Bir Yolculuk” başlıklı sunumuyla eczacılık eğitimine yeni başlayan öğrencilere seslenecek.

Geleceğin Hekimleri Beyaz Önlüklerini Giyecek
DAÜ Dr. Fazıl Küçük Tıp Fakültesi, MÜ-DAÜ Uluslararası Ortak Tıp Programı’nın yeni öğrencileri ise 28 Eylül 2026 Pazartesi günü, saat 13.00’te, Rauf Raif Denktaş Kültür ve Kongre Sarayı’nda düzenlenecek tören ile beyaz önlüklerini giyecek.

Tören kapsamında akademik yılın ilk ders sunumunu ise Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hikmet Ayşegül Taylan Özkan gerçekleştirecek. Prof. Dr. Özkan sunumunda “Batı Nil Virüsü: Sivrisinekten Beyne Yolculuk” konusuna yer verecek.

DAÜ PEDAGOJİK FORMASYON EĞİTİMİ SERTİFİKA PROGRAMI BAŞARIYA GİDEN YOLU AÇIYORDoğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Eğitim Fakü...
23/09/2026

DAÜ PEDAGOJİK FORMASYON EĞİTİMİ SERTİFİKA PROGRAMI BAŞARIYA GİDEN YOLU AÇIYOR
Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü tarafından yürütülen Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programı, öğretmenlik mesleğine adım atmak isteyen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) uyruklu lisans mezunlarına mesleki bilgi, beceri ve yeterlik kazandırmaya devam ediyor.

Bir yıl süren ve iki dönemde tamamlanan program, toplam 10 ders ve 25 krediden oluşuyor. Programda Eğitim Bilimine Giriş, Eğitim Psikolojisi, Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme, Öğretim İlke ve Yöntemleri, Sınıf Yönetimi, Öğretim Teknolojileri ve Materyal Tasarımı, Rehberlik ve Özel Öğretim Yöntemleri gibi dersler yer alıyor. Öğrenciler, programın son döneminde Öğretmenlik Uygulaması dersi kapsamında lisans alanlarına uygun bir ortaöğretim kurumunda öğretmenlik uygulaması gerçekleştirerek edindikleri bilgi ve becerileri uygulamaya aktarma fırsatı buluyor.

Çalışan Öğrenci ve Mezunlara Uygun Ders Saatleri
Güz veya bahar dönemlerinde kayıt yaptırılabilen programın ders saatleri, çalışan öğrenci ve mezunlar da göz önünde bulundurularak planlanıyor. Bu kapsamda dersler, hafta içi saat 16.30’dan sonra gerçekleştiriliyor. Program ücreti, Katma Değer Vergisi (KDV), Öğrenci Hizmetleri Fonu ve dosya açma ücreti dâhil toplam dönemlik 63 bin TL olarak uygulanıyor.

DAÜ’lü Erce Aytaç’tan Birincilik Başarısı
Programın mezunların kariyer yolculuğuna sağladığı katkının en yeni örneklerinden biri, DAÜ mezunu Erce Aytaç’ın başarısı oldu. Aytaç, bu yıl gerçekleştirilen Bilişim Teknolojileri Öğretmenlik Sınavı’nı birincilikle kazanarak DAÜ ailesine gurur yaşattı.

Lisans eğitimini DAÜ Bilgisayar Teknolojileri ve Bilişim Sistemleri programında tamamlayan Aytaç, öğretmenlik mesleğine hazırlanmak amacıyla Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programı’nı da DAÜ’de tamamladı. Bilişim alanındaki akademik birikimini, pedagojik formasyon eğitimiyle kazandığı öğretmenlik bilgi ve becerileriyle birleştiren Aytaç’ın başarısı, nitelikli lisans eğitimi ile pedagojik formasyon eğitiminin mesleki gelişimdeki önemini bir kez daha ortaya koydu.

Address

Doğu Akdeniz Üniversitesi/Kurumsal İletişim Ve Medya İlişkileri Şubesi
Gazi Magosa
99450

Opening Hours

Monday 08:30 - 17:00
Tuesday 08:30 - 17:00
Wednesday 08:30 - 17:00
Thursday 08:30 - 17:00
Friday 08:30 - 17:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Doğu Akdeniz Üniversitesi Kurumsal İletişim ve Medya İlişkileri Şubesi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Doğu Akdeniz Üniversitesi Kurumsal İletişim ve Medya İlişkileri Şubesi:

Shortcuts

Share

Category