Berlin-Ses Türkisch-Deutsche Zeitschrift

Berlin-Ses Türkisch-Deutsche Zeitschrift Ahmet Tunga
Berlin SES
Türkisch Deutsches Stadtmagazin
Beckerstr.3
12157 Berlin

Tel 030 - 80106550

Berlin Fenerbahçeliler Derneği’nden Anlamlı Dayanışma: Golf Turnuvası Gelirleri DKMS ve ÇYDD'ye BağışlandıBerlin Fenerba...
30/09/2026

Berlin Fenerbahçeliler Derneği’nden Anlamlı Dayanışma:

Golf Turnuvası Gelirleri DKMS ve ÇYDD'ye Bağışlandı

Berlin Fenerbahçeliler Derneği, bu yıl dördüncüsünü düzenlediği Charity Golf Cup etkinliği kapsamında toplanan bağışların teslimi amacıyla anlamlı bir tören gerçekleştirdi. Etkinlikte toplanan yardımlar, kan kanseriyle mücadele eden DKMS (Alman Kan Bağışı Kök Hücre Bilgi Bankası) temsilcilerine; bir önceki Golf Turnuvası'nda toplanan bağış ise Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) temsilcilerine sembolik çeklerle takdim edildi.
Törenin açılış konuşmasını Berlin Fenerbahçeliler Derneği Başkanı Metin Aktaş yaptı
Törenin açılışını yapan Berlin Fenerbahçeliler Derneği Başkanı Metin Aktaş, etkinliğin önemine ve geçmiş yıllardaki yardım faaliyetlerine değindi. Aktaş konuşmasında, “Değerli misafirler, sevgili dostlar, DKMS temsilcileri ve basın mensupları; iki ay önce düzenlediğimiz Charity Golf Turnuvası etkinliğimize hoş geldiniz. Gerçekleştirdiğimiz bu hayır organizasyonunun başarılı sonucunu bugün DKMS ile birlikte sizlere sunmaktan mutluluk duyuyoruz. Burada olduğunuz için hepinize çok teşekkür ederim.” diyerek misafirleri selamladı.
Aktaş, konuşmasının devamında derneğin sosyal sorumluluk geçmişini anlatarak, ilk Charity Golf Turnuvası’nı Türkiye’deki deprem felaketinin ardından mağdurlara destek olmak amacıyla başlattıklarını, ikinci turnuvanın gelirini Sınır Tanımayan Doktorlar örgütüne aktardıklarını, üçüncü organizasyonu ise kız çocuklarının eğitimini destekleyen Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne yönlendirdiklerini belirtti. Bu yılki dördüncü turnuvada ise kök hücre bağışı ve kan kanseri mücadelesiyle hayat kurtaran DKMS’yi desteklediklerini vurgulayan Aktaş, hem bu yılki desteği DKMS’ye ulaştırmak hem de geçen yıl zaman kısıtı nedeniyle teslim edilemeyen sembolik çeki ÇYDD temsilcisi Esra Erkut’a sunmak için toplandıklarını belirterek emeği geçen herkese teşekkür etti.
Başkonsolos Yardımcısı Nağı Tayru’nun Konuşması
Törene katılan T.C. Berlin Başkonsolos Yardımcısı Nağı Tayru ise yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Sayın Berlin Fenerbahçeliler Derneği Başkanı Metin Aktaş, değerli yönetim kurulu üyeleri, kıymetli vatandaşlar; Berlin Başkonsolosluğu adına hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Bugün burada toplum yararına gerçekleştirilen bir sosyal sorumluluk çalışmasında sizlerle birlikte olmaktan memnuniyet duyduğumu belirtmek isterim. Berlin Fenerbahçeliler Derneği tarafından bu yıl 4.’sü düzenlenen Charity Golf Cup etkinliği kapsamında toplanan bağışın, kan kanseri alanında faaliyet gösteren DKMS’ye takdim edilmesi için bir araya geldik. Bu yardım etkinliği dayanışmanın ve sosyal sorumluluğun çok güzel bir örneğini teşkil etmektedir. Bu anlamlı katkıdan dolayı emeği geçen herkesi gönülden kutluyorum. Başkonsolosluk olarak sıklıkla dile getiriyoruz; yurt dışında faaliyet gösteren Türk sivil toplum kuruluşlarının yalnızca kendi üyelerine veya camialarına değil, yaşadıkları toplumun tamamına fayda sağlayan sosyal, kültürel ve insani çalışmalara katkı sunmalarını kıymetli buluyor ve destekliyoruz. Bu vesileyle Berlin Fenerbahçeliler Derneği’ne, DKMS’ye ve emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Teşekkürler.”
DKMS Adına Jessica Jahn’ın Teşekkür Konuşması
DKMS adına 15.320 Euro’luk sembolik çeki teslim alan DKMS Temsilcisi Jessica Jahn, konuşmasında bağışın hayati derecedeki önemine vurgu yaptı. Jahn, “Bugün burada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. 4. Charity Cup ile bizler için topladığınız 15.320 Euro'luk bağış gerçekten etkileyici bir miktar. Bu para sayesinde DKMS olarak 300'den fazla yeni kişiyi kaydımıza alabileceğiz. Bu da veri tabanımızdaki 300 yeni insan ve tüm dünyadaki kan kanseri hastaları için 300 yeni yaşam şansı anlamına geliyor. Bu ikinci yaşam şansının ne anlama geldiğine tanık olmadıysanız, bunun gerçekten çok duygulandırıcı bir durum olduğunu belirtmek isterim. Bu özel durumda her bir birey katkıda bulunabilir ve bu çok motive edici bir şey. Bu nedenle Berlin Fenerbahçe e.V.'ye bu harika başarı için, emek veren herkese ve tüm katılımcılara yürekten teşekkür ediyorum. Tüm kan kanseri hastaları ve DKMS adına kocaman bir teşekkürler.” ifadelerini kullanarak, bu bağış sayesinde 300’den fazla yeni kök hücre donörünün sisteme kaydedileceğini ve bunun dünya genelindeki kan kanseri hastaları için 300 yeni yaşam şansı anlamına geldiğini belirtti.
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Adına Esra Erkut’un Teşekkür Konuşması
ÇYDD adına törende yer alan Metropol FM sunucusu ve ÇYDD Temsilcisi Esra Erkut ise konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği adına burada bulunmaktan çok mutlu oluyorum. Özellikle bu bağışı almak benim için çok anlamlı, çünkü ben de genç bir kadınım. Biliyorsunuz Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ‘Eğitimde Fırsat Eşitliği’ adı altında çok önemli çalışmalar yapıyor. O yüzden bu kıymetli bağışlar çok önemli bir yere gidecek. Buradan Berlin Fenerbahçeliler Derneği’ne ve destekçilerine çok çok teşekkür etmek istiyorum. Özellikle Atatürk'ün ilke ve değerleri doğrultusunda yapılan bu çalışmaların böyle destek görmesi de çok çok önemli bizim için. Ve tabii ki bu bağış gecelerinin devamı gelecek, her yıl böyle sürüyor olması da çok çok kıymetli. Umuyorum uzun yıllar bu bağış geceleri devam eder ve her yıl ayrı bir kuruma, ayrı anlamlar taşıyan bağışlar yapılmaya devam eder. Ben Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği adına hepinize tekrar gönülden teşekkür ediyorum.”
Tören, yapılan konuşmaların ardından bağış çeklerinin yetkililere teslim edilmesi ve dernek yönetimi ile davetlilerin katıldığı toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Haber ve Fotograf: Hüseyin İŞLEK

Berlin’de Türk-Alman Turizmine Güçlü BuluşmaTürkiye Cumhuriyeti Berlin Büyükelçiliği, Türk-Alman turizm ilişkileri açısı...
30/09/2026

Berlin’de Türk-Alman Turizmine Güçlü Buluşma
Türkiye Cumhuriyeti Berlin Büyükelçiliği, Türk-Alman turizm ilişkileri açısından büyük önem taşıyan anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Alman Seyahat Birliği’nin (DRV) geleneksel Yaz Buluşması kapsamında siyaset, diplomasi, turizm ve medya dünyasından yaklaşık 250 davetli Berlin’de bir araya geldi.
Türkiye Cumhuriyeti Berlin Büyükelçisi Gökhan Turan ile Alman Seyahat Birliği Başkanı Albin Loidl’in ev sahipliğinde düzenlenen etkinliğe; Almanya Federal Hükümeti Denizcilik Ekonomisi ve Turizm Koordinatörü Dr. Christoph Ploß, önde gelen turizm sektörü temsilcileri, diplomatik misyon mensupları ve basın mensupları katıldı.
Türkiye, Alman Turistlerin Gözde Destinasyonu
Gecenin ana gündem maddesini Türkiye ile Almanya arasındaki köklü turizm bağları oluşturdu. Almanya, uzun yıllardır Türkiye turizminin en önemli pazarlarından biri olmayı sürdürürken; Türkiye de Alman tatilcilerin en çok tercih ettiği ülkeler arasındaki yerini koruyor.
Özellikle Antalya, Türk Rivierası, İstanbul ve Ege Bölgesi Alman turistlerden yoğun ilgi görmeye devam ediyor. Bunun yanı sıra Türkiye; artık sadece deniz, k*m ve güneş turizmiyle değil; kültür, tarih, gastronomi, sağlık, spor ve kongre turizmi gibi alanlardaki zenginlikleriyle de öne çıkıyor. Etkinlikte yapılan konuşmalarda, iki ülke arasındaki iş birliğinin artırılması gerektiği vurgulanırken sürdürülebilirlik, yenilikçilik ve sektörün geleceği gibi konular da ele alındı.
Türkiye’nin Kültürü ve Mutfağı Tanıtıldı
Büyükelçilik rezidansında gerçekleşen gecenin en renkli anları, Türk kültürü ve gastronomisinin tanıtıldığı bölümlerde yaşandı. Davetlilere Türk mutfağının seçkin lezzetleri ikram edilirken, geleneksel kültürü yansıtan gösteriler büyük beğeni topladı. Konuklar, turizmin ticari boyutunun yanı sıra Türkiye’nin misafirperverliğini ve kültürel çeşitliliğini de yakından deneyimleme fırsatı buldu.
Turizm, İki Ülke Arasında Güçlü Bir Köprü
Türkiye ile Almanya arasındaki bağlar yalnızca ekonomik ve siyasi ilişkilerle sınırlı kalmıyor. Almanya’da yaşayan milyonlarca Türkiye kökenli vatandaş, iki toplum arasındaki kültürel bağların en sağlam temellerinden birini oluşturuyor. Turizm ise her yıl karşılıklı seyahat eden milyonlarca insan sayesinde bu yakınlığı daha da pekiştiriyor.
DRV Yaz Buluşması, sektör temsilcilerini bir araya getiren geleneksel bir etkinlik olmanın ötesinde; Türkiye ile Almanya arasındaki dostluk, kültürel yakınlık ve turizm iş birliğinin güçlü bir göstergesi oldu. Berlin’de verilen ortak mesaj ise netti: Türkiye ile Almanya arasındaki turizm köprüsü büyümeye ve iki toplumu birbirine yakınlaştırmaya devam ediyor.

Haber: Ahmet TUNGA
Fotoğraf: Şükrü TOKAY

“Gelenekten Geleceğe Türk Hat Sanatı Yolculuğu” Berlin’de Sanatseverlerle BuluştuTürk-İslam sanatlarının en önemli dalla...
30/09/2026

“Gelenekten Geleceğe Türk Hat Sanatı Yolculuğu” Berlin’de Sanatseverlerle Buluştu
Türk-İslam sanatlarının en önemli dallarından biri olan hüsn-i hattın tanıtılması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla hazırlanan “Gelenekten Geleceğe Türk Hat Sanatı Yolculuğu” projesinin ikinci programı Berlin Yunus Emre Enstitüsünde gerçekleştirildi. İrfan Eğitim ve Kültür Derneği tarafından, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının (YTB) desteği, Hayrat Berlin, Berlin YETKM ve Berlin Yunus Emre Enstitüsü iş birliğiyle hayata geçirilen proje kapsamında hat sanatının tarihsel gelişimi, geleneksel usta-çırak ilişkisi ve kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması ele alındı.
Projenin düzenlenen açılış programında, hat sanatı üzerine geniş katılımlı bir konferans gerçekleştirildi ve farklı hat türlerinden eserlerin yer aldığı serginin resmi açılışı yapıldı. Programa Türkiye’nin Berlin Başkonsolosu İlker Okan Şanlı, Berlin Büyükelçiliği Kültür Müşaviri Samet Kapısız ve çok sayıda davetli katıldı.
Sunumunu Berlin Yunus Emre Enstitüsü Kültür ve Sanat Sorumlusu Nurullah Ejder’in yaptığı programın açılışında konuşan Berlin Yunus Emre Enstitüsü Koordinatörü Tuyça Obruk Canpolat, Türk kültür ve sanatının köklü miraslarından biri olan hat sanatını merkeze alan böylesine anlamlı bir organizasyona ev sahipliği yapmaktan büyük memnuniyet duyduklarını dile getirdi. Hat sanatının medeniyetin estetik anlayışını, sabrını ve zarafetini yansıttığını belirten Canpolat, harfleri estetik bir forma dönüştüren bu sanatın yüzyıllar boyunca sabır, emek ve incelikle gelişerek günümüze ulaştığını vurguladı.
Hayrat Vakfı Berlin Temsilcisi Burak Arslan ise konuşmasında, projenin sadece geçmişten kalan eserleri tanıtmaktan ibaret olmadığını, asıl amacın geleneğin bilgi birikimini, estetik anlayışını ve eğitim usulünü yeni nesillere aktarmak olduğunu ifade etti. Hüsn-i hattın asırlar boyunca ustadan talebeye aktarılan güçlü bir sanat geleneği olduğunu vurgulayan Arslan, projenin Berlin’deki gençleri alanında yetkin sanatkârlarla buluşturmayı hedeflediğini söyledi. Kültürel mirasın ancak yeni kuşaklarla buluştuğunda canlılığını koruyabileceğine dikkat çeken Arslan, konferans ve serginin yanı sıra düzenlenen atölye çalışmaları ile üstatlarla birebir meşk faaliyetlerinin önemine değindi.
Açılış programı kapsamında Hattat Prof. Dr. Yusuf Bilen tarafından “Hat Sanatında Kitabeler” başlıklı bir konferans verildi. Prof. Bilen, kitabelerin sadece yapıların kimliğini gösteren unsurlar olmadığını, aynı zamanda tarih, sanat tarihi, edebiyat ve sosyoloji gibi bir çok alanda çok kıymetli bilgiler sunduğunu ifade etti. Medeniyetlerin gelişimiyle birlikte hat sanatının da ihtiyaçlar doğrultusunda dönüşerek bugünkü estetik seviyesine ulaştığını belirten Bilen, Kur’an-ı Kerim’in yazılmasıyla birlikte yazının gelişiminde tarihi bir sürecin başladığına dikkati çekti. Taş, duvar ve çeşitli malzemeler üzerine yazılan metinlerin zamanla mimari ve mezar kitabelerine dönüştüğünü anlatan Bilen, Türk-İslam medeniyetinde kitabelerin çok özel bir yere sahip olduğunu, özellikle İstanbul’un fethinden sonra şiir ve edebî sanatların da bu alana dâhil olmasıyla kitabelerin yepyeni bir hüviyet kazandığını aktardı.

Hüseyin İŞLEK

Berlin’den Afrika’ya Uzanan Şifa Köprüsü: Dr. Mustafa YiğitbaşıBerlin’de uzun yıllardır çocuk kardiyolojisi alanında gör...
29/09/2026

Berlin’den Afrika’ya Uzanan Şifa Köprüsü: Dr. Mustafa Yiğitbaşı

Berlin’de uzun yıllardır çocuk kardiyolojisi alanında görev yapan Dr. Mustafa Yiğitbaşı, mesleki birikimini yalnızca Almanya’daki hastalarına değil, sağlık hizmetlerine erişimin çok daha kısıtlı olduğu Afrika ülkelerindeki çocuklara da ulaştırıyor. Gana, Eritre ve Burundi’de yürütülen uluslararası sağlık projelerinde gönüllü olarak görev alan Dr. Yiğitbaşı, çocukların teşhis ve tedavisinin yanı sıra yerel hekimlerin eğitimine de katkı sağlıyor.
64 yaşında olan ve Hatay’ın İskenderun ilçesinde doğan Dr. Mustafa Yiğitbaşı, ilk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamladı. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesinden dereceyle mezun olduktan sonra yine aynı fakültede Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanlığını bitirdi. Üniversite ve uzmanlık eğitiminin ardından Sinop ve Kars’ta mecburi hizmet görevlerinde bulundu. 1996 yılında ailesiyle birlikte Berlin’e yerleşen Dr. Yiğitbaşı, meslek hayatının yaklaşık 28 yılını Deutsches Herzzentrum Berlin’de, iki yılını ise Charité Çocuk Kardiyolojisi Bölümünde uzman hekim olarak geçirdi. Yaklaşık iki yıldır çocuk kardiyoloğu olarak muayenehane hekimliği yapan Yiğitbaşı, çalışmalarını Berlin’deki Kinderherz-Berlin, Praxis Schmidt bünyesinde sürdürerek çocuk hastaların muayene, teşhis ve takiplerini gerçekleştiriyor.
Meslek hayatı boyunca yaklaşık 40 uluslararası bilimsel yayın ve çalışmada yer alan Dr. Yiğitbaşı; uluslararası ekokardiyografi diplomasının yanı sıra kalp pili ve EMAH (doğuştan kalp hastalığı bulunan erişkin hastaların tedavisi) konularında da uzmanlık eğitimleri aldı. Aynı zamanda Almanya’da DEGUM bünyesinde eğitmen olarak görev yapan Dr. Yiğitbaşı, genç kardiyologlara düzenli olarak ekokardiyografi eğitimi veriyor. Bilginin ve tecrübenin sonraki nesillere aktarılmasını mesleğinin en önemli sorumluluklarından biri olarak görüyor.
Evli ve 35 ile 27 yaşlarında iki oğul sahibi olan Dr. Yiğitbaşı, yoğun meslek hayatının dışında farklı ilgi alanlarına da sahip. Koşmayı çok seven ancak son dönemde ortopedik bir problem nedeniyle ara vermek zorunda kalan Yiğitbaşı, müzikle de yakından ilgileniyor. BTMK Türk Sanat Müziği Korosu’nda yer alarak ud ve bateri çalıyor. Bunun yanı sıra motosiklet kullanmayı, seyahat etmeyi ve dünyayı gezmeyi en büyük tutkuları arasında sayıyor.
Yaklaşık 10 yıldır yılda bir veya iki kez düzenli olarak Afrika’ya giderek gönüllü sağlık hizmetlerinde bulunan Dr. Yiğitbaşı, şu anda Afrika’da üç ayrı projenin içerisinde aktif olarak görev alıyor. Bu çalışmaları yalnızca mesleki bir faaliyet olarak değil, sahip olduğu bilgi ve tecrübeyi ihtiyacı olan insanlarla paylaşmayı mesleğinin ve insan olmanın bir gereği olarak değerlendiriyor; manevi anlamda ise bunu bir sadaka olarak görüyor.
İlk projesini Global Heart Care organizasyonuyla Gana’nın başkenti Accra ve Cape Coast’ta yürüten Dr. Yiğitbaşı, buradaki faaliyetlerin önemli bir bölümünü eğitime ayırıyor. Batı Afrikalı doktorlara çocuk kardiyolojisi ve kardiyolojik tanı yöntemleri konusunda eğitimler ve kurslar vererek sürdürülebilir bir sağlık hizmetinin oluşmasına katkıda bulunmayı amaçlıyor. Bunun yanında tarama çalışmaları gerçekleştirerek çocukların kardiyolojik muayenelerini yapıyor, hastalıklarını tespit ediyor ve gerekli tedavi süreçlerini planlıyor. Proje kapsamında bugüne kadar eğitimlerini tamamlayan 15 doktora sertifikalarını teslim etmiş bulunuyor.
Eritre’de ise Archemed ve Kinderherzen organizasyonlarının yürüttüğü proje kapsamında başkent Asmara’da görev yapıyor. Kalp hastalığı bulunan çocukları tarayarak ayrıntılı muayenelerini gerçekleştiriyor ve tanılarını koyuyor. Ameliyat edilmesi gereken çocuklar belirlendikten sonra Alman kuruluşlarının oluşturduğu küçük kalp merkezinde (IOCCA) tedavi ve ameliyat süreçleri gerçekleştiriliyor. Temel hedefi, bulunduğu şartlar nedeniyle gerekli tedaviye ulaşamayan çocuklara bu imkânı sağlayabilmek olan proje kapsamında, yılda en az 50 açık kalp ameliyatı gerçekleştirilerek çocukların hayatları kurtarılıyor.
Üçüncü önemli projesini Kinderherzen e.V. öncülüğünde Burundi’nin başkenti Bujumbura başta olmak üzere ülkenin farklı bölgelerinde sürdürüyor. Çocuklara yönelik kardiyolojik taramalar gerçekleştirerek hasta çocukları tespit ediyor, ayrıntılı kardiyolojik değerlendirmelerini yapıyor ve tedaviyle kurtarılması mümkün olan çocukları belirliyor. Ameliyat edilmesi gereken çocukların operasyonları kurulan mobil hastanede (MOHKI) gerçekleştiriliyor. Sadece bu yıl 65 çocuğun gerekli tedavi ve ameliyatlara ulaşarak yeniden sağlığına kavuşmasına katkı sağlayan Dr. Yiğitbaşı, bir hekimin tedavi ettiği bir çocuğun yeniden sağlıklı bir şekilde ailesinin yanına döndüğünü görmesinin manevi karşılığının tarif edilemez olduğunu belirtiyor.
Çalışmaları yalnızca hastaneler ve sağlık merkezleriyle de sınırlı kalmıyor. Afrika’ya gittiğinde imkânlar elverdiği ölçüde yetim ve öksüz çocukların kaldığı yuvaları ziyaret eden Dr. Yiğitbaşı, kendi imkânları ölçüsünde yardımları çocuklara ulaştırmaya ve onlarla zaman geçirmeye gayret ediyor. Şu anda biri Gana’da Accra yakınlarında, diğeri ise Burundi’nin başkenti Bujumbura’da olmak üzere düzenli iletişim içerisinde olduğu iki yetimhane bulunuyor. Yapılan yardımın maddi büyüklüğünden ziyade orada bulunmanın ve çocuklara yalnız olmadıklarını hissettirmenin önemine inanıyor.
Hekimliği yalnızca bir meslek veya geçim vasıtası değil, insan hayatına dokunabilme imkânı veren çok özel bir sorumluluk olarak gören Dr. Mustafa Yiğitbaşı, sağlığı ve imkânları elverdiği sürece hem çocuk kardiyolojisi alanındaki mesleki çalışmalarını hem genç hekimlerin eğitimine yönelik faaliyetlerini hem de Afrika’daki gönüllü çalışmalarını sürdürmeyi hedefliyor. Bir çocuğun daha sağlığına kavuşmasına, bir hekimin daha yetişmesine veya ihtiyaç sahibi bir çocuğun yüzünün gülmesine küçük de olsa katkıda bulunabilmeyi kendisi için en büyük kazanç olarak tanımlıyor.

Ahmet TUNGA / Berlin SES Dergisi

Berlin - Wedding’de Güzelliğin Yeni Adresi: NAZ Beauty Kapılarını AçtıBerlin’in hareketli semtlerinden Wedding, güzellik...
29/09/2026

Berlin - Wedding’de Güzelliğin Yeni Adresi: NAZ Beauty Kapılarını Açtı
Berlin’in hareketli semtlerinden Wedding, güzellik ve estetik alanında yepyeni bir adrese kavuştu. NAZ Beauty Güzellik & Estetik Salonu, Luxemburger Straße 6, 13353 Berlin-Wedding adresinde müşterilerine hizmet vermeye başladı.
Modern ve şık konseptiyle kapılarını açan NAZ Beauty; kişisel bakımına önem veren kadın ve erkeklere geniş bir hizmet yelpazesi sunuyor. Salonun merkezi konumu ve Leopoldplatz’a yakınlığı da ulaşım açısından büyük bir avantaj sağlıyor.
NAZ Beauty’de profesyonel cilt bakımlarından kalıcı epilasyona, kaş ve kirpik uygulamalarından profesyonel makyaja, vücut ve selülit bakımlarından rahatlatıcı masajlara kadar pek çok farklı hizmet bir arada sunuluyor. Ayrıca diş beyazlatma ve kişiye özel bakım uygulamaları da salonun öne çıkan seçenekleri arasında yer alıyor.
Salonun işletmecisi Naz Hanım ve uzman ekibi, misafirlerini sıcak ve samimi bir ortamda ağırlayarak tamamen kişisel ihtiyaçlara yönelik çözümler üretmeyi hedefliyor. Temiz, modern ve davetkar atmosferiyle dikkat çeken NAZ Beauty, müşteri memnuniyeti odaklı hizmet anlayışıyla fark yaratıyor.
Berlin gibi çok kültürlü bir metropolde güzellik sektörünün hızla büyüdüğü bu dönemde açılan NAZ Beauty, Wedding bölgesine yeni bir soluk getiriyor. Hem günlük bakımını yaptırmak isteyenlere hem de özel günlere hazırlananlara hitap eden salon, zengin hizmet seçenekleriyle şimdiden ilgi odağı olmaya aday.
Bizler de yayın ailemiz adına NAZ Beauty’ye "hayırlı olsun" diyor, işletmeci Naz Hanım ve ekibine başarılarla dolu, bol kazançlı ve uzun soluklu bir iş hayatı diliyoruz.
İletişim Bilgileri:
NAZ Beauty – Güzellik & Estetik
Adres: Luxemburger Straße 6, 13353 Berlin-Wedding

Haber: Ahmet TUNGA
Fotoğraf: Şükrü TOKAY

SERKAN KAYA BERLİN’DE SEVENLERİYLE UNUTULMAZ BİR AKŞAMDA BULUŞTUTürk arabesk ve fantezi müziğinin sevilen, güçlü sesleri...
29/09/2026

SERKAN KAYA BERLİN’DE SEVENLERİYLE UNUTULMAZ BİR AKŞAMDA BULUŞTU
Türk arabesk ve fantezi müziğinin sevilen, güçlü seslerinden Serkan Kaya, Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen görkemli bir organizasyonla hayranlarıyla bir araya geldi. “Serkan Kaya ile Berlin Akşamı” adı altında gerçekleştirilen özel konser programı, kentin merkezinde yer alan JW Marriott Hotel Berlin’in şık ve prestijli Grand Ballroom salonunda müzikseverlerin beğenisine sunuldu.
Gecede usta sanatçıya sahnede dev canlı orkestrası eşlik ederken, organizasyon kapsamında davetlilere özel yemek menüsü ve alkolsüz içecek ikramı sunuldu. Nezih bir ortamda gerçekleşen etkinlik, katılımcılara hem lezzetli bir akşam yemeği hem de müzik ziyafetini bir arada yaşattı.
Berlin ve çevresinde yaşayan Türk toplumunun adeta akın ettiği gece, farklı yaş gruplarından yüzlerce müzikseveri aynı çatı altında buluşturdu. Yıllardır kendine özgü duygusal yorumu, güçlü ve karakteristik sesi, etkileyici sahne duruşuyla geniş bir dinleyici kitlesini peşinden sürükleyen Serkan Kaya, repertuarındaki en sevilen hit eserlerini Berlinli hayranlarıyla birlikte hep bir ağızdan seslendirdi. Sanatçının Almanya’daki sevenleri, uzun süredir özlemle bekledikleri bu canlı performansı yakından izleme fırsatı bulurken, salonda gece boyunca son derece sıcak, coşkulu ve samimi bir atmosfer hakim oldu.
JW Marriott Hotel’in ev sahipliği yaptığı bu özel gece, Türk müziğinin Almanya’daki en dikkat çekici buluşmalarından biri olarak kayıtlara geçti. Türkiye’den gelen değerli sanatçıların gurbetteki vatandaşlarla bir araya geldiği bu tür kültürel etkinlikler, yalnızca bir eğlence programı olmanın çok ötesinde anlamlar taşıyor. Bu organizasyonlar; ana vatan ile olan kültürel bağların korunması, milli değerlerin yaşatılması ve farklı kuşakların ortak hisler etrafında kenetlenmesi açısından da büyük bir toplumsal önem arz ediyor.
Gecenin sonunda dinleyicilerin yoğun alkışlarıyla sahneden uğurlanan Serkan Kaya, Berlin’de bıraktığı unutulmaz izlerle hem sevenlerinin hem de Türk müziği tutkunlarının hafızalarında özel bir yer edindi. Sanatçının bu anlamlı Berlin ziyareti, Türk müziğinin sınırları aşan birleştirici gücünü ve Almanya’da yaşayan Türk toplumunun sanata, sanatçıya olan yüksek ilgisini ve bağlılığını bir kez daha en güzel şekilde gözler önüne serdi.

Haber: Ahmet TUNGA
Fotoğraf: Şükrü TOKAY

25/09/2026
TUH Berlin’den Birlik ve Dayanışma KahvaltısıBerlin’de faaliyet gösteren Türkische Unternehmer und Handwerker e.V. (TUH)...
25/09/2026

TUH Berlin’den Birlik ve Dayanışma Kahvaltısı

Berlin’de faaliyet gösteren Türkische Unternehmer und Handwerker e.V. (TUH), düzenlediği kahvaltı programında Türk iş dünyasının temsilcilerini, esnafları, girişimcileri ve dernek üyelerini bir araya getirdi. TUH Berlin Başkanı Hüseyin Yılmaz öncülüğünde gerçekleştirilen buluşma, samimi atmosferi ve güçlü dayanışma mesajlarıyla dikkat çekti.
Farklı sektörlerden iş insanlarının katıldığı programda; Berlin’deki Türk girişimcilerin mevcut durumu, iş hayatında karşılaşılan sorunlar, yeni iş birliği fırsatları ve geleceğe yönelik projeler ele alındı. Katılımcılar bir yandan kahvaltı eşliğinde sohbet ederken, diğer yandan tecrübelerini paylaşarak yeni ticari bağlantılar kurma imkânı buldu.
Uzun yıllardır Berlin’deki Türk kökenli girişimci, esnaf ve zanaatkârları aynı çatı altında toplayan TUH Berlin, bu tür organizasyonlarla iş dünyasındaki dayanışmayı pekiştirmeye devam ediyor. Dernek; girişimcilik, mesleki eğitim, danışmanlık ve ekonomik hayata entegrasyon gibi stratejik alanlarda yürüttüğü çalışmalarla kentteki Türk toplumuna rehberlik etmeyi sürdürüyor.
Başkan Hüseyin Yılmaz ve dernek yönetimi, Türk iş insanları arasında güçlü bir iletişim ağının kurulmasına ve ortak hareket etme kültürünün yaygınlaşmasına büyük önem veriyor. Kahvaltı buluşmasında da özellikle birlik, beraberlik ve bilgi paylaşımının hem bireysel başarılara hem de toplumsal ekonomik güce sunduğu katkı vurgulandı.
Sıcak sohbetlerin ve yeni fikirlerin ön plana çıktığı etkinlik, katılımcıların benzer buluşmalarda yeniden bir araya gelme temennileriyle sona erdi. TUH Berlin, hayata geçirdiği projelerle Berlin’deki Türk iş dünyası arasında sağlam bir köprü kurmaya ve dayanışma ağını büyütmeye devam ediyor.

Haber: Ahmet TUNGA
Fotoğraf: Şükrü TOKAY

25/09/2026
Başkent Berlin’in çok sevilen Başkonsolosu Okan Şanlı ile söyleşi: ‘3. yılın ardından’3 yıl önce 11 Eylül 2023’te göreve...
23/09/2026

Başkent Berlin’in çok sevilen Başkonsolosu Okan Şanlı ile söyleşi: ‘3. yılın ardından’
3 yıl önce 11 Eylül 2023’te göreve başlayan Başkent Berlin’in çok sevilen ve her gittiği yerde ‘Güler yüzle ve hoş geldiniz sözleri ile karşılanan’ Başkonsolosu Sayın İlker Okan Şanlı ile geldiği ilk günlerde “Berlin’e Hoşgeldiniz” söyleşisini, görevinin ilk yılının ardından “1. Yılın ardından” ve ikinci yılında “2. Yılın ardından” başlıklı söyleşileri yapmıştım. Görevinde 3. yılını tamamlarken Okan beyden yine yeni bir söyleşi için termin istedim, sağolsunlar beni kırmadılar ve makamında buluştuk. Yanımızda bu kez Berlin SES Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Sayın Ahmet Tunga da vardı. Bu kez başkonsolos sekreteri Nihan hanımın getirdiği orta şekerli Türk kahvemizi yudumlarken, Ahmet beyin getirdiği tatlılardan tadımladık. 3. Yılın ardından sorularımı şöyle yanıtladı.
Sayın Başkonsolosum, Berlin’e gelmeden önceki görevlerinizden kısaca bahsedebilir misiniz? Daha önce bu kadar yoğun bir Türk nüfusunun ve kurumsal çeşitliliğin bulunduğu bir bölgede görev yapmış mıydınız? Berlin’deki görevimden önce, ülkemizin yanısıra Afganistan, Fransa, Mısır ve İsviçre’de çeşitli görevlerde bulundum. Hemen hepsinde farklı tecrübeler kazandım. Bununla birlikte, Berlin’deki görevim, buradaki Türk nüfusunun yoğunluğu itibariyle bambaşka bir yerde duruyor.
Berlin, yüksek beklentilerin ve temponun hiç düşmediği bir şehir. Bu yoğun tempoda gününüzü, zamanınızı ve enerjinizi nasıl yönetiyorsunuz?
Berlin, yoğun bir merkez olduğu kadar, Türk toplumunun varlığıyla insanı her geçen gün motive edebilen bir şehir. Temponun yoğunluğunun üstesinden bu şekilde gelmek mümkün olabiliyor. Ayrıca, bu görevin bir 100 metre yarışı değil, bir maraton olduğunu da çok gecikmeden öğrendim. Enerjiyi doğru kullanmak, boşa harcamamak hayli önemli.
Görevdeki 3. yılınızı geride bırakırken genel bir değerlendirme yapacak olursanız neler söylersiniz? Bu süreçte hayal ettiğiniz projelerin ne kadarını hayata geçirebildiniz? “Şunu da yapsaydık iyi olurdu” dediğiniz bir husus var mı?
Elbette yapılabilecek şeylerin sınırı hayli geniş. Devletimizin Berlin’e atadığı her memur, görevine kendi rengini ve bakış açısını ilave ederek vazifesini yapıyor. Bu açıdan, “şunu da yapsak iyi olurdu” diyebileceğim çok fazla sayıda şey var. Öte yandan, unutmamak gerekir ki, Berlin’deki mesainin yoğunluğu insanın yüzde yüzünü sunmasını gerektiriyor. Bu yüzden, herhangi bir ilave, yapılmakta olan bir diğer işin layıkıyla devam ettirilememesine sebep olabilecektir. Berlin’deki mesaimiz, öncelikli konu başlıklarının doğru saptanmasını gerektiriyor. Öncelikler isabetli şekilde seçilip bunların üzerine etkin biçimde gidilmesi gerekiyor. Eğer öncelikli başlıkların seçiminde bonkör davranırsanız, günün sonunda hiçbir önceliğe gereken enerjiyi verememe tehlikesiyle karşı karşıya kalabilirsiniz. Yani hem “boşa kurşun atmamak” hem “pirince giderken evdeki bulgurdan olmamak” gerekiyor.
Gerçekleştirdiğiniz sayısız temas ve ziyaret içinde zihninizde en çok iz bırakan, sizi en çok duygulandıran an hangisi oldu?
Çokça ziyaret ettiğim mekanlar arasında Gündüz Bakımevleri de bulunuyor. Bu yerlerde birinci kuşaktan büyüklerimizle birarada bulunmak özellikle anlamlı oluyor. Bu ziyaretlerden bir tanesinde, birinci kuşaktan yaşı hayli ileri bir büyüğümüzün, benim ziyaretim için titizlikle giyinmiş ve hazırlanmış olduğunu gördüm. Jilet gibi koyu renk bir takım elbise içinde, cep mendiline dek eksiksiz bir şıklıkta, benim ziyaretim için ezberlediği, memleket hasreti temalı duygusal bir şiiri ayağa kalkarak gür bir ses ok*muştu. Böylesi duygu dolu anları unutmak mümkün değil.
Sivil toplum kuruluşları, dernekler, yaşlı bakım evleri ve esnaf ziyaretlerinizle vatandaşla doğrudan temas kurdunuz. Klasik bürokrasi kalıplarının dışına çıkarak toplumla bu kadar güçlü ve sıcak bir bağ kurmanın sırrı nedir? Tüm meslektaşlarım gibi, atandığımız yerlerdeki toplumumuzun fertleriyle yakın bir ilişki tesis etmeye çalıştım. İnsanların sizden beklentilerini daha filtresiz şekilde dikkatinize getirebilmeleri için sizden samimi bir yaklaşım görmeleri gerekiyor. Bu sayede daha ulaşılabilir olurken, aynı zamanda toplumumuzun nabzını tutabiliyorsunuz. Tüm bunları bir iletişim stratejisi dahilinde değil, severek yaptım.
Neredeyse hiç kimseyi geri çevirmeden gerçekleştirdiğiniz bu temasların tutulmuş bir istatistiği var mı? 3 yılda yaklaşık kaç etkinliğe, açılışa, toplantıya veya kuruma konuk oldunuz?
Maalesef sayısını tutmadık. Hayli yüksektir. Davetlere katılmaya özellikle önem verdiğimi söyleyebilirim.
Etkinliklerde sıkça vurguladığınız “Başkonsolosluk hepimizin evi” anlayışı sahada nasıl bir karşılık buldu? Vatandaş konsolosluğa geldiğinde bu duyguyu hissedebildi mi?
Başkonsolosluğumuzu ziyaret eden bazı vatandaşlarımızın, gelmişken benimle çay içmek istedikleri oluyor. Bence bu önemli. Samimiyet bağını ortaya koyuyor. Diğer yandan, vatandaşlarımıza yönelik olarak özellikle eğitim alanında ve toplumsal konularda çok sayıda etkinliğe Başkonsolosluğumuzda evsahipliği yapmaya özen gösteriyoruz. İstiyoruz ki, vatandaşlarımız binamıza yalnızca konsolosluk işlemleri için, yani aslında gelmek zorunda oldukları için gelmesinler, gelmek istedikleri için de gelsinler.
Berlin’deki Türk toplumuna iletmek istediğiniz özel bir mesajınız var mı?
Vatandaşlarımızı ve iş insanlarımızı alaka ve yakınlık duyabilecekleri derneklerimize ve işveren birliklerimize üye olmaya davet ediyorum. Bu sayede sivil toplumumuz kuvvetlenecektir. Derneklerimizin ise, gönüllük faaliyetleri başta olmak üzere, Berlin kentinin ortak huzur ve refahına katkı sağlayacak işbirlikleri içerisinde olmaya devam etmelerini dilerim.
Görev süreniz boyunca Berlin’de yüz binlerce vatandaşa hizmet verdiniz. Dönüp geriye baktığınızda bir özeleştiri yapacak olsanız neleri farklı yapardınız? Berlinlilerin hafızasında nasıl bir Başkonsolos İlker Okan Şanlı izi kalsın istersiniz?
Berlin’deki görevimin son yılında da vatandaşlarımızın iyi gününde ve kötü gününde yanlarında olmaya devam edeceğiz. Ülkemize gönül bağıyla bağlı olan her kesimden insanımızın yanı başında, onlarla göz hizasında samimi diyaloğumuzu sürdüreceğiz. Benden önce görev yapan Berlin Başkonsoloslarımız gibi olumlu bir iz bırakmak ve yıllar sonra bile iyi dileklerle anılmak benim için en büyük ödül olacaktır.
“Sayın Başkonsolosum İlker Okan Şanlı, bu güzel söyleşi için şahsım ve Berlin SES Dergisi adına size şükranlarımı sunar; Başkent Berlin’de ve Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki bundan sonraki görevlerinizde başarılarınızın devamını dilerim. Saygılarımla...”

Hüseyin İŞLEK

Adresse

Beckerstr . 3
Berlin
12157

Benachrichtigungen

Lassen Sie sich von uns eine E-Mail senden und seien Sie der erste der Neuigkeiten und Aktionen von Berlin-Ses Türkisch-Deutsche Zeitschrift erfährt. Ihre E-Mail-Adresse wird nicht für andere Zwecke verwendet und Sie können sich jederzeit abmelden.

Service Kontaktieren

Nachricht an Berlin-Ses Türkisch-Deutsche Zeitschrift senden:

Verknüpfungen

Teilen

Kategorie