توركمن ميدياسى Türkmen Medyası

توركمن ميدياسى Türkmen Medyası مركز الإعلام التركماني العراقي العالمي : نشر كافة الأخ?

ERBİL TÜRKMENLERİ: 100 YILLIK TARİHTEN GELECEĞE BİR UYARI1921’den Bugüne Eğitim, Kimlik, Nüfus ve Siyaset Üzerinden Bir ...
26/09/2026

ERBİL TÜRKMENLERİ: 100 YILLIK TARİHTEN GELECEĞE BİR UYARI

1921’den Bugüne Eğitim, Kimlik, Nüfus ve Siyaset Üzerinden Bir Değerlendirme

Erbil Türkmenlerinin son yüz yıllık tarihine baktığımızda, bugün karşı karşıya olduğumuz sorunların bir günde ortaya çıkmadığını görürüz.

1921’de Irak Devleti’nin kuruluşundan bugüne kadar geçen yaklaşık bir asırlık süreçte; eğitim politikaları, devlet yönetimleri, siyasi değişimler, savaşlar, göçler, nüfus hareketleri ve bölgesel gelişmeler Erbil Türkmenlerinin sosyal, kültürel ve siyasi hayatını doğrudan etkiledi.

Bu yüzden bugün yalnızca geçmişte ne olduğunu konuşmak yeterli değildir.

Asıl sormamız gereken soru şudur:

Bir millet yüz yıl içinde nelerini kaybetti ve önümüzdeki yüz yılda nelerini koruyabilir?

Çünkü tarih yalnızca geçmişi anlatmaz.

Tarih, geleceğe nasıl hazırlanacağımızı da öğretir.

⸻

1. İLK BÜYÜK KIRILMA: ANA DİLDE EĞİTİMİN ZAYIFLAMASI

Irak’ın kuruluşunun ilk dönemlerinde Türkmen bölgelerinde Türkçe eğitim varlığını sürdürüyordu. Ancak bu durum uzun süre devam etmedi.

1930’lu yılların ortalarından itibaren Türkmen bölgelerindeki Türkçe eğitim ciddi biçimde sınırlandırıldı ve eğitim sistemi Arapçaya yönlendirildi.

Bu yalnızca bir okul meselesi değildi.

Çünkü:

Dil, kimliğin taşıyıcısıdır.

Bir çocuk kendi ana dilinde eğitim alamazsa, zamanla ailesinden aldığı kültürel mirasla okulda aldığı eğitim arasında bir kopukluk meydana gelebilir.

Bu kopukluk bir nesilde küçük görünebilir.

İkinci nesilde büyür.

Üçüncü nesilde ise kimlik üzerinde kalıcı etkiler oluşturabilir.

Bu nedenle eğitim kaybı, aslında uzun vadede kimlik kaybının başlangıcı olabilir.

Bugün Erbil Türkmenlerinin yaşadığı bazı sorunları, bu tarihî kırılmadan bağımsız düşünmek mümkün değildir.

⸻

2. CUMHURİYET DÖNEMİ: KİMLİK MÜCADELESİNİN YENİ SAFHASI

1958’de Irak Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra da Türkmenlerin dil, kültür ve kimlik meseleleri tamamen çözüme kavuşmadı.

Siyasi sistem içerisinde Arap ve Kürt kimliklerinin daha görünür olduğu dönemlerde Türkmenlerin kendi kimliklerini ve kültürel haklarını korumaları daha da zorlaştı.

Bu süreçte başka bir tehlike ortaya çıktı:

İnsanların kendi kimliklerini ifade etme biçimi değişmeye başladı.

Bazı Türkmenlerin eğitim, memuriyet, askerlik, sosyal imkânlar veya siyasi şartlar nedeniyle kendilerini farklı kimliklerle tanımladığı yönündeki anlatımlar Türkmen toplumunun tarihî hafızasında yer almaktadır.

Elbette bu durum bütün Türkmenlere mal edilemez.

Fakat bundan çıkarılması gereken önemli bir ders vardır:

Bir toplum kendi dilini, kültürünü ve kimliğini koruyacak güçlü kurumlara sahip değilse, zaman içerisinde bireysel kimlik tercihleri toplumun genel yapısını da etkileyebilir.

Kimlik bazen bir günde kaybolmaz.

Bazen küçük tavizlerle, küçük suskunluklarla ve nesiller boyunca devam eden ilgisizlikle zayıflar.

⸻

3. 1970–1975: IRAK-KÜRT ÇATIŞMASI VE ERBİL’DEKİ DEĞİŞİM

1970 yılında Bağdat yönetimi ile Kürt hareketi arasında özerklik konusunda anlaşmaya varıldı. Ancak anlaşmanın uygulanması konusunda ciddi anlaşmazlıklar ortaya çıktı ve 1974’te çatışmalar yeniden başladı. 1975 Cezayir Anlaşması sonrasında ise Kürt hareketinin o dönemdeki silahlı mücadelesi sona erdi.

Bu süreç Erbil’in siyasi ve demografik yapısını da etkiledi.

Köylerden ve dağlık bölgelerden şehir merkezine doğru gerçekleşen göçler, güvenlik politikaları ve yeniden yerleşim uygulamaları Erbil’in toplumsal yapısında değişiklikler meydana getirdi.

Burada çok önemli bir tarihî gerçeği görmek gerekir:

Nüfus yapısı yalnızca savaşlarla değişmez.

Göç değiştirir.

Eğitim değiştirir.

Ekonomik imkânlar değiştirir.

Şehirleşme değiştirir.

Devlet politikaları değiştirir.

Ve bunların hepsi birlikte, 20–30 yıl içinde bir şehrin sosyal yapısını önemli ölçüde değiştirebilir.

⸻

4. 1974–1975 SONRASI: MAKAM MI, KURUM MU?

Türkmen toplumunun tarihî hafızasında önemli bir başka konu da Baas yönetiminin Türkmenlere bazı idari görevler ve makamlar teklif ettiği yönündeki anlatımlardır.

Türkmen çevrelerinde aktarılan değerlendirmeye göre, bu dönemde valilik ve bazı daire başkanlıkları gibi görevler Türkmenlere önerilmişti.

Ancak Türkmenlerin bir bölümü bu tekliflere sıcak bakmadı.

Çünkü bu teklifin yalnızca Türkmenlere makam vermek amacı taşımadığı, aynı zamanda Bağdat ile Kürt hareketi arasındaki çatışmanın içinde Türkmenleri siyasi bir konuma çekme ihtimali bulunduğu düşünülüyordu.

Başka bir ifadeyle Türkmenler, kendilerine sunulan makamların arkasında daha büyük bir siyasi hesap olabileceğini değerlendirdiler.

Bu nedenle Türkmen Kardeşlik Ocağı gibi kültürel ve toplumsal kurumların oluşturulmasına önem verildi.

Buradan bugün için çıkarılması gereken çok önemli bir ders vardır:

Bir makam toplumu kurtarmaz. Bir kurum toplumu ayakta tutar.

Vali olmak geçicidir.

Daire başkanı olmak geçicidir.

Siyasi görevler değişebilir.

Ama eğitim kurumu, kültür merkezi, arşiv, vakıf ve yetişmiş insan kadrosu nesiller boyunca yaşayabilir.

Ancak burada başka bir ders daha vardır:

Siyasi fırsatları tamamen reddetmek de, her siyasi fırsatı kabul etmek de tek başına doğru bir toplum politikası değildir.

Önemli olan, her fırsatı Türkmen toplumunun uzun vadeli çıkarları açısından değerlendirebilmektir.

⸻

5. 1980–1988: SAVAŞ YILLARI VE KİMLİK ÜZERİNDEKİ ETKİLER

1980’de İran-Irak Savaşı başladı.

Savaş yıllarında Irak’ın güvenlik politikaları ve Kürt hareketleriyle yaşanan çatışmalar, kuzey Irak’taki bütün toplumların hayatını etkiledi.

Türkmenler de bu süreçten etkilendi.

Türkmen toplumunun aktardığı önemli bir konu, savaş döneminde bazı Kürtlerin askerlikten muafiyet veya terhis imkânlarından yararlanması ve bunun bazı Türkmenlerin de kendilerini Kürt olarak kaydettirme yoluna yönelmesine neden olduğu yönündedir.

Bu uygulamanın kapsamı ve Türkmenler üzerindeki sayısal etkisi ayrıca tarihî belgelerle araştırılmalıdır.

Fakat toplum hafızasında kalan sonuç önemlidir:

Bazı insanların kısa vadeli bir güvenlik veya sosyal avantaj elde etmek amacıyla kimlik beyanını değiştirmesi, uzun vadede kimlik yapısını etkileyebilir.

Kimlikteki küçük değişiklikler zamanla büyük sonuçlara dönüşebilir.

Bir insan kendisini başka bir kimlikle kaydettirir.

Çocuğu o kimlikle büyür.

Torunu o kimliği benimser.

Böylece başlangıçta yalnızca bir belge üzerinde yapılan değişiklik, birkaç nesil sonra gerçek bir kimlik değişimine dönüşebilir.

Bu nedenle:

Kimlik, günlük menfaatlere feda edilmemelidir.

Aynı dönemde köylerin boşaltılması, nüfusun farklı bölgelere yerleştirilmesi ve yeni yerleşimlerin oluşturulması da bölgenin demografik yapısını etkiledi.

Demografik değişim bir günde gerçekleşmez.

Bir köy boşalır.
Bir şehir büyür.
Yeni insanlar gelir.
Yeni nesiller doğar.
Yeni okullar açılır.
Yeni bir dil günlük hayatta hâkim olur.

20–30 yıl sonra toplumun yapısı tamamen farklılaşabilir.

⸻

6. 1991 SONRASI: TÜRKMENLER İÇİN YENİ BİR FIRSAT DÖNEMİ

1991 Körfez Savaşı sonrasında kuzey Irak’ta oluşan yeni siyasi ortam, Erbil Türkmenleri açısından da yeni bir dönem başlattı.

Bu dönemde Türkmenler siyasi, kültürel ve özellikle eğitim alanında önemli çalışmalar gerçekleştirdi.

1992 sonrasında Erbil’de Türkmen kuruluşları tarafından Türkçe eğitim veren çok sayıda okul ve anaokulu açıldı toplam 15 Türkmen okulunun bulunduğuna dair kayıtlar vardır.

Bu dönem bize çok önemli bir gerçeği gösterdi:

Fırsat oluştuğunda Türkmen toplumu kendi okulunu, kendi kültür kurumunu ve kendi siyasi yapısını oluşturabilecek güce sahiptir.

1992–2003 dönemi, Erbil Türkmenleri açısından yeniden örgütlenme, eğitim ve kültürel faaliyetlerin geliştiği önemli bir dönem olarak değerlendirilmelidir.

Bu dönemden alınacak en büyük ders şudur:

İmkân varsa onu kullanmak gerekir.

Çünkü hiçbir fırsat sonsuza kadar devam etmez.

⸻

7. 1996: ERBİL’DE BÜYÜK KIRILMA

1990’lı yılların ortasında Erbil’de Kürt siyasi güçleri arasındaki çatışmalar şehrin güvenlik ve siyasi ortamını ciddi biçimde etkiledi. 1996’da Bağdat güçlerinin Erbil’e girmesinin ardından Türkmen kuruluşları da ağır baskılarla karşılaştı.

Sonraki yıllarda Türkmen siyasi ve sivil kuruluşlarının bürolarına yönelik saldırılar ve baskılar yaşandı.

1998’de Erbil’deki Türkmen kurumları ve siyasi parti bürolarının saldırıya uğradığı; 2000’de ise KDP güvenlik güçlerinin Irak Türkmen Cephesi merkezine yönelik saldırısında iki güvenlik görevlisinin öldürüldüğü belirtilmektedir.

Bu olaylar Türkmen hareketinin kurumsal yapısını ciddi biçimde etkiledi.

Çünkü bir kurum kapandığında yalnızca kapısı kapanmaz.

İnsan kaybedilir.

Tecrübe kaybedilir.

Arşiv kaybedilir.

Örgütlenme gücü kaybedilir.

Güven kaybedilir.

Yeni neslin yetişmesi kesintiye uğrar.

Bu nedenle kurumların korunması, bir toplumun geleceği açısından hayati önem taşır.

⸻

8. 2003 SONRASI: YENİ IRAK, YENİ İMKÂNLAR VE YENİ SORUNLAR

2003 sonrası Irak’ın siyasi sistemi tamamen değişti.

Türkmenler açısından yeni anayasal ve siyasi imkânlar ortaya çıktı.

Ancak Erbil açısından bakıldığında, 1992–2003 döneminde oluşan Türkmen siyasi, eğitimsel ve kültürel hareketliliğin daha sonra aynı güçle devam ettirilemediği yönünde ciddi bir Türkmen endişesi vardır.

2005 sonrası dönemde Irak Türkmen cephesi ve siyasi partilerin, medya ve eğitim yapılarının kapanması, Türkmen toplumunun kurumsal gücünü olumsuz etkileyen önemli bir mesele olarak görülmektedir.

Bu döneme ilişkin Türkmen kuruluşlarının raporlarında Erbil’deki Türkmen okullarının ve bazı kurumların 2005 sonrasında ciddi sorunlarla karşılaştığı da belirtilmiştir.

Burada asıl mesele yalnızca geçmişte ne olduğu değildir.

Asıl mesele bugün ne yaptığımızdır.

Çünkü:

Bir okul yeniden açılabilir.

Bir dernek yeniden kurulabilir.

Bir kültür merkezi yeniden canlandırılabilir.

Bir siyasi hareket yeniden örgütlenebilir.

Ama bir nesil kendi dilini kaybederse, onu geri kazanmak çok daha zor olur.

⸻

9. BUGÜNÜN EN BÜYÜK TEHLİKESİ: SESSİZ KİMLİK KAYBI

Erbil Türkmenleri için bugün en büyük tehlikelerden biri yalnızca siyasi güç kaybı değildir.

Daha büyük tehlike:

SESSİZ KİMLİK KAYBIDIR.

Bir çocuk Türkmen olduğunu biliyor ama Türkmen Türkçesini konuşamıyorsa;

Bir genç Türkmen ailesinden geliyor ama Türkmen tarihini bilmiyorsa;

Bir aile kendi evinde Türkmen kültürünü yaşatmıyorsa;

Okullarımız yeterince güçlü değilse;

Öğretmenlerimiz yetişmiyorsa;

Gençlerimiz kurumlarımızda görev almıyorsa;

Kadınlarımız toplum çalışmalarına yeterince katılamıyorsa;

o zaman nüfus olarak var olabiliriz ama kimlik olarak zayıflamaya başlayabiliriz.

Bu nedenle mesele yalnızca seçim kazanmak değildir.

Mesele bir sonraki nesli kazanmaktır.

⸻

10. TÜRKMENLER GEÇMİŞİ SUÇLAMAK YERİNE GELECEĞİ KURMALIDIR

Geçmişte Türkmenlerin aldığı bütün kararları bugün doğru veya yanlış diye değerlendirmek kolay değildir.

Her dönem kendi şartları içerisinde değerlendirilmelidir.

Ancak artık geçmişten ders çıkarma zamanı gelmiştir.

Türkmenlerin kendi içindeki siyasi ayrılıkları, kişisel çekişmeleri ve kurumlar arasındaki rekabeti büyütmesi; eğitim, kültür ve gençlik çalışmalarını ikinci plana atması gelecekte daha ağır sonuçlara yol açabilir.

Bu nedenle artık yeni bir anlayışa ihtiyaç vardır:

Parti önce değil, toplum önce.

Kişi önce değil, kurum önce.

Makam önce değil, gelecek önce.

Bugünün menfaati değil, çocuklarımızın geleceği önce.

Türkmenler geçmişte hangi hataları yaptıysa, onları tekrar etmek zorunda değildir.

Geçmiş değiştirilemez; fakat gelecek değiştirilebilir.

⸻

11. ERBİL TÜRKMENLERİ İÇİN YENİ BİR YOL HARİTASI

1. Türkmen Eğitim Vakfı kurulmalıdır.

Siyasetin dışında, bütün Türkmenlerin ortak kabul edebileceği güçlü ve şeffaf bir eğitim kurumu oluşturulmalıdır.

2. Türkçe eğitim güçlendirilmelidir.

Anaokulundan liseye kadar kaliteli Türkçe eğitim veren okullar çoğaltılmalıdır.

3. Türkmen öğretmeni yetiştirilmelidir.

Okul açmak yetmez.

Türkmen öğretmeni yetiştirmek gerekir.

Çünkü öğretmen yoksa okulun binası tek başına yeterli değildir.

4. Gençler sadece seçim dönemlerinde hatırlanmamalıdır.

Gençlere eğitim, kültür, teknoloji, hukuk, ekonomi ve yönetim alanlarında gerçek sorumluluk verilmelidir.

5. Kadınların ve gençlerin kurumsal hayata katılımı artırılmalıdır.

Bir toplumun büyük bir bölümünü kenarda bırakarak güçlü bir gelecek kurulamaz.

6. Türkmen tarih ve kültür arşivi oluşturulmalıdır.

Belgeler, kitaplar, fotoğraflar, gazeteler, kurum kayıtları ve yaşlı kuşakların hatıraları mutlaka kayıt altına alınmalıdır.

Çünkü:

Arşivi olmayan toplum, tarihini başkasının anlatmasına mahkûm olabilir.

7. Türkmen kimliği siyasetin üzerinde tutulmalıdır.

Siyasi partiler değişebilir.

Yönetimler değişebilir.

İnsanlar değişebilir.

Ama:

Türkmen kimliği değişmemelidir.

8. Türkmenler bütün toplumlarla barış içinde yaşamalıdır.

Türkmenlerin kendi kimliğini koruması, başka halkların kimliğine karşı olmak anlamına gelmez.

Türkmenler Kürtlerle, Araplarla, Süryanilerle ve diğer toplumlarla eşitlik, karşılıklı saygı ve barış içinde yaşamalıdır.

Kendi kimliğini korumak, başkasının kimliğini reddetmek değildir.

Bu anlayış, Türkmen toplumunun hem kendi haklarını savunmasını hem de Erbil’in ortak toplumsal hayatında barış içinde yer almasını sağlar.

⸻

SONUÇ: 100 YIL BİZE NE ÖĞRETTİ?

1921’den bugüne Erbil Türkmenlerinin yaşadığı tarih bize çok açık bir ders vermektedir:

Bir millet sadece nüfusla korunmaz.

Dil korunmalıdır.

Eğitim korunmalıdır.

Aile korunmalıdır.

Kültür korunmalıdır.

Tarih korunmalıdır.

Kurumlar korunmalıdır.

Gençler yetiştirilmelidir.

Kadınlar sürecin içinde olmalıdır.

Ve toplum geleceği uzun vadeli düşünmelidir.

Bugün Erbil Türkmenleri hâlâ vardır.

Ancak gelecekte de güçlü bir Türkmen toplumu olarak var olabilmek için bugünden ciddi ve planlı çalışmalar yapılması gerekir.

Eğer bugün hiçbir şey değiştirilmez ve mevcut sorunlar aynı şekilde devam ederse, önümüzdeki 50 veya 100 yılda kimlik kaybının daha da derinleşmesi riski vardır.

Bu bir korkutma yazısı değildir.

BU BİR UYARIDIR.

Geçmişimizi suçlamak için değil, geleceğimizi korumak için konuşmalıyız.

Artık birbirimizi suçlamak yerine birbirimizi tamamlamalıyız.

Artık kişilerin etrafında değil, kurumların etrafında birleşmeliyiz.

Artık seçimden seçime değil, nesilden nesile düşünmeliyiz.

Çünkü bizim asıl mücadelemiz bugün bir makam kazanmak değildir.

Asıl mücadelemiz;

yarının Türkmen çocuğunun kendi dilini konuşabilmesi,

kendi tarihini bilmesi,

kendi kültürünü yaşatması

ve

“Ben Türkmenim” dediğinde bundan gurur duyabilmesidir.

100 yıl geride kaldı.

Şimdi önümüzde yeni bir 100 yıl var.

Bu 100 yılı nasıl yaşayacağımıza bugün karar vereceğiz.

Unutmayalım:

Bir milletin geleceği, çocuklarının aldığı eğitim kadar güçlüdür.

Bir kimliğin geleceği, gençlerin o kimliği ne kadar sahiplendiğine bağlıdır.

Bir toplumun geleceği ise bugün kurduğu kurumlarla belirlenir.

Erbil Türkmenleri için artık:

sözden çok eylem,

ayrılıktan çok birlik,

kişisel menfaatten çok toplum,

bugünden çok gelecek

düşünülmelidir.

Çünkü tarih bize bir kez daha şunu söylüyor:

Kimliğini korumayan toplum, zaman içinde başkasının tarihinin içinde kaybolabilir.

Erbil Türkmenleri için yeni yüzyılın mücadelesi artık başlamıştır.

Bu mücadele kavga değil; eğitim, kültür, kurum, birlik ve bilinç mücadelesidir.

AZAD KÜRECİ

تركمان أربيل: مئة عام من التاريخ وتحذير للمستقبلتقييم لمسار التعليم والهوية والسكان والسياسة منذ عام 1921 حتى اليومعندما...
26/09/2026

تركمان أربيل: مئة عام من التاريخ وتحذير للمستقبل

تقييم لمسار التعليم والهوية والسكان والسياسة منذ عام 1921 حتى اليوم

عندما ننظر إلى تاريخ تركمان أربيل خلال المئة عام الماضية، نرى بوضوح أن المشكلات التي نواجهها اليوم لم تظهر في يوم واحد.

فمنذ تأسيس الدولة العراقية عام 1921 وحتى اليوم، أثرت سياسات التعليم، وأنظمة الحكم، والتغيرات السياسية، والحروب، والهجرة، وحركات السكان، والتطورات الإقليمية بصورة مباشرة في الحياة الاجتماعية والثقافية والسياسية لتركمان أربيل.

لذلك، لا يكفي اليوم أن نتحدث فقط عما حدث في الماضي.

والسؤال الأهم الذي يجب أن نطرحه هو:

ماذا خسر شعب خلال مئة عام؟ وماذا يستطيع أن يحافظ عليه خلال المئة عام القادمة؟

لأن التاريخ لا يروي الماضي فقط.

بل يعلمنا أيضاً كيف نستعد للمستقبل.

⸻

1. الانكسار الأول الكبير: تراجع التعليم باللغة الأم

في السنوات الأولى من تأسيس العراق، استمر التعليم باللغة التركية في المناطق التركمانية، لكن هذا الوضع لم يستمر طويلاً.

فمنذ منتصف ثلاثينيات القرن الماضي، فُرضت قيود كبيرة على التعليم باللغة التركية في المناطق التركمانية، واتجه نظام التعليم بصورة متزايدة نحو اللغة العربية.

ولم يكن الأمر يتعلق بالمدرسة وحدها.

لأن:

اللغة هي حاملة الهوية.

فعندما لا يتلقى الطفل تعليمه بلغته الأم، يمكن أن تنشأ مع مرور الوقت فجوة بين التراث الثقافي الذي يتلقاه من أسرته والتعليم الذي يتلقاه في المدرسة.

وقد تبدو هذه الفجوة صغيرة في جيل واحد.

لكنها تكبر في الجيل الثاني.

وفي الجيل الثالث يمكن أن تترك آثاراً دائمة على الهوية.

ولهذا فإن فقدان التعليم باللغة الأم يمكن أن يكون في المدى البعيد بداية لفقدان الهوية.

ومن الصعب فهم بعض المشكلات التي يعاني منها تركمان أربيل اليوم بمعزل عن هذا التحول التاريخي.

⸻

2. مرحلة الجمهورية: مرحلة جديدة من صراع الهوية

بعد قيام الجمهورية العراقية عام 1958، لم تُحل بشكل كامل قضايا تركمان العراق المتعلقة باللغة والثقافة والهوية.

وفي الفترات التي أصبحت فيها الهويتان العربية والكردية أكثر حضوراً في النظام السياسي، أصبح الحفاظ على الهوية والحقوق الثقافية للتركمان أكثر صعوبة.

وفي هذه المرحلة ظهر خطر آخر:

بدأت طريقة تعبير الناس عن هويتهم تتغير.

وتوجد روايات راسخة في الذاكرة التاريخية للمجتمع التركماني تفيد بأن بعض التركمان عرّفوا أنفسهم بهويات مختلفة بسبب ظروف التعليم أو الوظائف الحكومية أو الخدمة العسكرية أو بعض الامتيازات الاجتماعية أو الظروف السياسية.

وبالطبع، لا يمكن تعميم هذه الحالة على جميع التركمان.

لكن هناك درساً مهماً يمكن استخلاصه من التاريخ:

إذا لم يمتلك المجتمع مؤسسات قوية تحمي لغته وثقافته وهويته، فإن اختيارات الأفراد المتعلقة بالهوية يمكن أن تؤثر مع مرور الزمن في البنية العامة للمجتمع.

فالهوية لا تضيع أحياناً في يوم واحد.

بل قد تضعف نتيجة تنازلات صغيرة، وصمت متكرر، وإهمال يستمر عبر أجيال.

⸻

3. 1970–1975: الصراع العراقي الكردي وتأثيره في أربيل

في عام 1970 تم التوصل إلى اتفاق بشأن الحكم الذاتي بين الحكومة في بغداد والحركة الكردية. لكن خلافات كبيرة ظهرت حول تطبيق الاتفاق، وعادت المواجهات المسلحة عام 1974. وبعد اتفاقية الجزائر عام 1975 انتهت المرحلة المسلحة من الحركة الكردية في ذلك الوقت.

وقد أثرت هذه المرحلة أيضاً في البنية السياسية والديموغرافية لأربيل.

فالهجرة من القرى والمناطق الجبلية باتجاه مراكز المدن، إلى جانب السياسات الأمنية وإجراءات إعادة التوطين، أدت إلى تغييرات في البنية الاجتماعية لأربيل.

وهنا يجب أن ندرك حقيقة تاريخية مهمة:

التركيبة السكانية لا تتغير بالحروب وحدها.

فالهجرة تغيرها.

والتعليم يغيرها.

والفرص الاقتصادية تغيرها.

والتمدن يغيرها.

وسياسات الدولة تغيرها.

وكل هذه العوامل مجتمعة يمكن أن تؤدي خلال 20 أو 30 عاماً إلى تغيير كبير في البنية الاجتماعية لمدينة ما.

⸻

4. بعد 1974–1975: المنصب أم المؤسسة؟

ومن القضايا المهمة في الذاكرة التاريخية للمجتمع التركماني ما يُروى عن قيام نظام البعث بتقديم بعض المناصب الإدارية للتركمان.

وبحسب ما يُتداول في الأوساط التركمانية، عُرضت في تلك المرحلة مناصب مثل منصب المحافظ وبعض رئاسات الدوائر على التركمان.

لكن جزءاً من المجتمع التركماني لم يكن متحمساً لهذه العروض.

لأن هناك من رأى أن هذه العروض لا تهدف فقط إلى منح التركمان مناصب، وإنما قد تكون جزءاً من حساب سياسي أكبر، يتمثل في إدخال التركمان في الصراع السياسي بين بغداد والحركة الكردية.

وبعبارة أخرى، رأى التركمان أن المناصب المعروضة عليهم قد تكون وراءها حسابات سياسية أكبر.

ولهذا تم التركيز على إنشاء مؤسسات اجتماعية وثقافية، مثل نادي الإخاء التركماني، والحفاظ على الهوية الثقافية.

وهنا يوجد درس مهم جداً يمكن استخلاصه اليوم:

المنصب وحده لا ينقذ المجتمع، وإنما المؤسسة هي التي تحافظ على المجتمع.

منصب المحافظ مؤقت.

ومنصب المدير العام أو رئيس الدائرة مؤقت.

والمناصب السياسية قد تتغير.

لكن المؤسسة التعليمية والمركز الثقافي والأرشيف والمؤسسة الوقفية والكوادر المتعلمة يمكن أن تستمر لأجيال.

ومع ذلك، هناك درس آخر أيضاً:

ليس من الصواب رفض جميع الفرص السياسية، كما أن قبول كل فرصة سياسية ليس صحيحاً بحد ذاته.

المهم هو أن يتم تقييم كل فرصة من خلال مصلحة المجتمع التركماني على المدى الطويل.

⸻

5. 1980–1988: سنوات الحرب وتأثيرها في الهوية

بدأت الحرب العراقية الإيرانية عام 1980.

وخلال سنوات الحرب، أثرت سياسات الأمن العراقية والصراعات مع الحركات الكردية في حياة جميع المجتمعات في شمال العراق.

وكان التركمان أيضاً من المتأثرين بهذه الظروف.

ومن القضايا المهمة التي يرويها المجتمع التركماني أن بعض الأكراد حصلوا خلال فترة الحرب على إعفاءات أو تسريحات من الخدمة العسكرية، وأن ذلك دفع بعض التركمان أيضاً إلى تسجيل أنفسهم كأكراد للاستفادة من هذه الإجراءات.

ويحتاج نطاق هذا الإجراء وتأثيره العددي على التركمان إلى دراسة تاريخية موثقة من خلال الوثائق.

لكن النتيجة التي بقيت في الذاكرة الاجتماعية مهمة:

إن تغيير الهوية من أجل الحصول على منفعة أمنية أو اجتماعية قصيرة المدى يمكن أن يؤدي على المدى الطويل إلى التأثير في البنية الهوياتية للمجتمع.

فالتغييرات الصغيرة في الهوية قد تتحول مع مرور الزمن إلى نتائج كبيرة.

قد يسجل شخص نفسه بهوية أخرى.

ثم يكبر ابنه بهذه الهوية.

ثم يتبنى حفيده الهوية نفسها.

وبذلك يمكن أن يتحول تغيير بدأ في البداية كتغيير في وثيقة إلى تغيير حقيقي في الهوية بعد عدة أجيال.

ولهذا:

لا ينبغي التضحية بالهوية من أجل المصالح اليومية.

وفي الفترة نفسها، أثرت عمليات إخلاء القرى ونقل السكان وإنشاء تجمعات سكنية جديدة في مناطق مختلفة أيضاً في التركيبة الديموغرافية للمنطقة.

والتغيير الديموغرافي لا يحدث في يوم واحد.

تُفرَّغ قرية.
تكبر مدينة.
يأتي سكان جدد.
تولد أجيال جديدة.
تُفتح مدارس جديدة.
وتصبح لغة جديدة هي اللغة السائدة في الحياة اليومية.

وبعد 20 أو 30 عاماً قد تصبح بنية المجتمع مختلفة تماماً.

⸻

6. بعد عام 1991: فرصة جديدة للتركمان

أدت حرب الخليج عام 1991 وما نتج عنها من ظروف سياسية جديدة في شمال العراق إلى بداية مرحلة جديدة بالنسبة إلى تركمان أربيل.

وفي هذه المرحلة تمكن التركمان من القيام بنشاطات مهمة في المجالات السياسية والثقافية والتعليمية، ولا سيما في مجال التعليم.

وبعد عام 1992، افتُتحت في أربيل مدارس عديدة للتعليم باللغة التركية من قبل المؤسسات التركمانية. وجود 15 مدرسة تركمانية في أربيل.

وقد أثبتت هذه المرحلة حقيقة مهمة جداً:

عندما تتوفر الفرصة، يمتلك المجتمع التركماني القدرة على إنشاء مدارسه ومؤسساته الثقافية والسياسية.

وتُعد الفترة بين 1992 و2003 مرحلة مهمة في إعادة تنظيم تركمان أربيل وتطوير نشاطاتهم السياسية والتعليمية والثقافية.

والدرس الأكبر من هذه المرحلة هو:

عندما تتوفر الفرصة يجب الاستفادة منها.

لأن أي فرصة لا تستمر إلى الأبد.

⸻

7. عام 1996: الانكسار الكبير في أربيل

في منتصف التسعينيات، أثرت الصراعات بين القوى السياسية الكردية في الوضع الأمني والسياسي لأربيل بشكل كبير.

وفي عام 1996، وبعد دخول قوات بغداد إلى أربيل، تعرضت المؤسسات التركمانية أيضاً لضغوط كبيرة.

وفي السنوات اللاحقة وقعت هجمات وضغوط على مكاتب المؤسسات والأحزاب السياسية التركمانية.

وتشير سجلات منظمة هيومن رايتس ووتش إلى تعرض مؤسسات ومكاتب الأحزاب التركمانية في أربيل لهجمات عام 1998، كما تشير إلى مقتل اثنين من عناصر الحراسة في هجوم نفذته قوات الأمن التابعة للحزب الديمقراطي الكردستاني على مقر الجبهة التركمانية العراقية عام 2000.

وقد أثرت هذه الأحداث بصورة كبيرة في البنية المؤسسية للحركة التركمانية.

لأن إغلاق المؤسسة لا يعني فقط إغلاق أبوابها.

نخسر الإنسان.

نخسر الخبرة.

نخسر الأرشيف.

نخسر القدرة على التنظيم.

نخسر الثقة.

ويتوقف إعداد الجيل الجديد.

ولهذا فإن حماية المؤسسات أمر أساسي لبقاء أي مجتمع واستمراره.

⸻

8. بعد عام 2003: عراق جديد، فرص جديدة ومشكلات جديدة

بعد عام 2003 تغير النظام السياسي في العراق بصورة كاملة.

وظهرت أمام التركمان إمكانيات سياسية ودستورية جديدة.

لكن من وجهة نظر تركمانية في أربيل، هناك قلق جدي من أن الحراك السياسي والتعليمي والثقافي الذي تحقق خلال الفترة 1992–2003 لم يستمر بالقوة نفسها في السنوات اللاحقة.

وفي الفترة التي أعقبت عام 2005، أدإغلاق الجبهە الترکمانیە العراقية والمؤسسات والأحزاب ووسائل الإعلام و ضعف الهياكل التعليمية التركمانية إلى إضعاف القوة المؤسسية للمجتمع التركماني.

أن المدارس والمؤسسات التركمانية في أربيل واجهت مشكلات كبيرة بعد عام 2005.

لكن القضية الأساسية ليست فقط ما حدث في الماضي.

القضية الأساسية هي: ماذا نفعل اليوم؟

لأن:

يمكن إعادة فتح مدرسة.

ويمكن إعادة تأسيس جمعية.

ويمكن إعادة إحياء مركز ثقافي.

ويمكن إعادة تنظيم حركة سياسية.

لكن إذا فقد جيل كامل لغته، فإن استعادتها تصبح أكثر صعوبة.

⸻

9. أكبر خطر اليوم: فقدان الهوية بصمت

إن أكبر خطر يواجه تركمان أربيل اليوم ليس فقط فقدان القوة السياسية.

بل هناك خطر أكبر:

فقدان الهوية بصمت.

إذا كان الطفل يعرف أنه تركماني لكنه لا يتحدث اللغة التركمانية؛

وإذا كان الشاب من عائلة تركمانية لكنه لا يعرف تاريخ التركمان؛

وإذا كانت الأسرة لا تحافظ على الثقافة التركمانية داخل بيتها؛

وإذا لم تكن مدارسنا قوية بما يكفي؛

وإذا لم نعمل على إعداد المعلمين؛

وإذا لم يشارك شبابنا في مؤسساتنا؛

وإذا لم تشارك نساؤنا بصورة كافية في النشاطات الاجتماعية؛

فإننا قد نبقى موجودين من حيث العدد، لكننا قد نبدأ بالضعف من حيث الهوية.

ولهذا فإن القضية ليست فقط الفوز في الانتخابات.

القضية هي كسب الجيل القادم.

⸻

10. على التركمان أن يبنوا المستقبل بدلاً من الاكتفاء بلوم الماضي

ليس من السهل اليوم الحكم على جميع القرارات التي اتخذها التركمان في الماضي بأنها صحيحة أو خاطئة.

فكل مرحلة يجب أن تُفهم في ظروفها التاريخية الخاصة.

لكن حان الوقت الآن لاستخلاص الدروس من الماضي.

إن استمرار الخلافات السياسية الداخلية بين التركمان، والصراعات الشخصية، والمنافسة بين المؤسسات، ووضع التعليم والثقافة والشباب في المرتبة الثانية، يمكن أن يؤدي إلى نتائج أكثر صعوبة في المستقبل.

ولهذا نحن بحاجة إلى فهم جديد:

الحزب ليس أولاً، بل المجتمع أولاً.

الشخص ليس أولاً، بل المؤسسة أولاً.

المنصب ليس أولاً، بل المستقبل أولاً.

المصلحة اليومية ليست أولاً، بل مستقبل أطفالنا أولاً.

إذا ارتكب التركمان أخطاء في الماضي، فإنهم ليسوا مجبرين على تكرارها.

الماضي لا يمكن تغييره، لكن المستقبل يمكن تغييره.

⸻

11. خارطة طريق جديدة لتركمان أربيل

1. يجب تأسيس مؤسسة تركمانية للتعليم

2. يجب تعزيز التعليم باللغة التركية

3. يجب إعداد المعلمين التركمان

4. لا ينبغي تذكر الشباب فقط في مواسم الانتخابات

يجب منح الشباب مسؤوليات حقيقية في مجالات التعليم والثقافة والتكنولوجيا والقانون والاقتصاد والإدارة.

5. يجب زيادة مشاركة النساء والشباب في الحياة المؤسسية

لا يمكن بناء مستقبل قوي لمجتمع إذا تم إبعاد جزء كبير من هذا المجتمع عن المشاركة.

6. يجب إنشاء أرشيف للتاريخ والثقافة التركمانية

يجب حفظ الوثائق والكتب والصحف والصور وسجلات المؤسسات وذكريات الأجيال السابقة وتوثيقها.

لأن:

المجتمع الذي لا يمتلك أرشيفاً قد يُجبر على أن يترك الآخرين يكتبون تاريخه نيابة عنه.

7. يجب وضع الهوية التركمانية فوق السياسة

الأحزاب السياسية قد تتغير.

والحكومات قد تتغير.

والأشخاص قد يتغيرون.

لكن:

الهوية التركمانية يجب ألا تتغير.

8. يجب أن يعيش التركمان بسلام مع جميع مكونات المجتمع

إن حفاظ التركمان على هويتهم لا يعني الوقوف ضد هوية الشعوب الأخرى.

ويجب على التركمان أن يعيشوا مع الأكراد والعرب والآشوريين وسائر المكونات على أساس المساواة والاحترام المتبادل والسلام.

الحفاظ على هويتك لا يعني رفض هوية الآخر.

وهذا الفهم يساعد المجتمع التركماني على الدفاع عن حقوقه وهويته، وفي الوقت نفسه على المشاركة في الحياة الاجتماعية المشتركة في أربيل بسلام.

⸻

الخلاصة: ماذا علمتنا مئة سنة؟

إن تاريخ تركمان أربيل منذ عام 1921 حتى اليوم يقدم لنا درساً واضحاً جداً:

لا يُحافظ على الشعب بمجرد العدد.

يجب الحفاظ على اللغة.

يجب الحفاظ على التعليم.

يجب الحفاظ على الأسرة.

يجب الحفاظ على الثقافة.

يجب الحفاظ على التاريخ.

يجب الحفاظ على المؤسسات.

يجب إعداد الشباب.

ويجب أن تكون المرأة جزءاً من هذه العملية.

ويجب على المجتمع أن يفكر في المستقبل على المدى الطويل.

إن تركمان أربيل ما زالوا موجودين اليوم.

لكن لكي يبقى المجتمع التركماني قوياً في المستقبل، يجب القيام منذ اليوم بعمل جاد ومنظم.

إذا لم يتغير شيء اليوم واستمرت المشكلات الحالية بالطريقة نفسها، فهناك خطر أن يصبح فقدان الهوية أعمق خلال الخمسين أو المئة سنة القادمة.

هذه ليست مقالة للتخويف.

إنها رسالة تحذير.

لا ينبغي أن نتحدث عن الماضي من أجل إلقاء اللوم على أجدادنا، بل يجب أن نتحدث عنه من أجل حماية مستقبلنا.

علينا أن نتوقف عن إلقاء اللوم على بعضنا البعض، وأن نبدأ بتكامل جهودنا.

علينا ألا نجتمع حول الأشخاص، بل حول المؤسسات.

علينا ألا نفكر من انتخابات إلى انتخابات، بل:

من جيل إلى جيل.

لأن نضالنا الحقيقي ليس الحصول على منصب اليوم.

بل إن نضالنا الحقيقي هو أن يستطيع طفل تركماني في الغد:

أن يتحدث بلغته،

وأن يعرف تاريخه،

وأن يحافظ على ثقافته،

وأن يقول:

«أنا تركماني»

وهو يشعر بالفخر.

لقد مضت مئة سنة.

والآن أمامنا مئة سنة جديدة.

اليوم سنقرر كيف سنعيش هذه المئة سنة القادمة.

فلنتذكر:

مستقبل الشعب يكون بقوة التعليم الذي يحصل عليه أطفاله.

ومستقبل الهوية يعتمد على مدى تمسك الشباب بهذه الهوية.

ومستقبل المجتمع يتحدد بالمؤسسات التي يبنيها اليوم.

وبالنسبة إلى تركمان أربيل، يجب أن يكون من الآن فصاعداً:

العمل أكثر من الكلام،

والوحدة أكثر من الانقسام،

والمجتمع أكثر من المصلحة الشخصية،

والمستقبل أكثر أهمية من الحاضر.

لأن التاريخ يقول لنا مرة أخرى:

إن المجتمع الذي لا يحافظ على هويته قد يضيع مع مرور الزمن داخل تاريخ يكتبه الآخرون.

لقد بدأت الآن معركة القرن الجديد لتركمان أربيل.

وهذه المعركة ليست معركة صراع أو خصومة؛ بل هي معركة تعليم وثقافة ومؤسسات ووحدة ووعي.

ازاد كوره جى
أربيل

26/09/2026

كيف يتخلص التركمان من محنتهم السياسية والاجتماعية ؟

بقلم: فوزي توركر
لا يمكن لتركمان العراق ان يتخلصوا من محنتهم السياسية والاجتماعية المزمنة بالاعتماد فقط على وصول الدعم الخارجي ،بل يمكن لهم ان يتخلصوا من محنتهم من خلال اعادة التنظيم العاجل للصف التركماني وتعزيز وحدته السياسية والاقتصادية والاجتماعية.

الخلافات المذهبية وهي الاخطر على مستقبل التركمان ، والتنافس بين الأحزاب السياسية والشخصيات يجب لها ان لا تتحول الى عوامل تضعف المصالح المشتركة للتركمان.فالاراء السياسية يمكن لها ان تبقى مختلفة، ولكنه من الضروري الاتفاق على برنامج تركماني مشترك يدافع عن مصالح التركمان في جميع انحاء العراق وخاصة في منطقة توركمن ايلي الممتد من تلعفر في شمال شرق الموصل إلى مندلي في شمال شرق بغداد.

التركمان من المكونات المهمة ولهم تاريخ عريق في العراق والمنطقة. ولكن حقوقهم الدستورية والثقافية واللغوية وان كانت منتقصة في الوقت الحاضر ، فإنه يتطلب الانتقال من مجرد المطالبة بالاعتراف بالتركمان الى بناء قوة سياسية قادرة على حماية حقوقهم.

ان اختيار محافظ تركماني لكركوك ولو لفترة قصيرة قبل اشهر، بعد ان جرى حجب هذا المنصب عن التركمان لمدة ستة وثمانين سنة ، يعتبر تطورا سياسيا مهما يحققه التركمان في وقت يعانون فيه أشد انواع التهميش والاقصاء من قبل جميع حكومات ما بعد عام ٢٠٠٣.لكن القضية لا تتعلق بمنصب المحافظ لوحده وإنما يتعلق بضمان التمثيل العادل للتركمان في جميع مؤسسات الدولة.

تحتم الضرورة القصوى معرفة الحجم الانتخابي للتركمان في كافة المناطق الانتخابية بصورة دقيقة، والعمل على تحديث سجلات الناخبين التركمان، ومراقبة عملية التصويت وتطوير الخبرات القانونية والسياسية واختيار المرشحين وفقا لأسس الشعور القومي والكفاءة والقدرة على تمثيل التركمان .

ان كركوك وحدها لا يجب ان تبقى في الواجهة.فالتركمان في الموصل وتلعغر وأربيل وطوزخورماتى وتازة خورماتى وبشير وداقوق وليلان وقرى وقصبات منطقة البيات وقره تبه وخانقين ومندلي وقره غان وقزلرباط وقازنيا وغيرها وهي كثيرة جزء من قضية تركمانية واحدة تحتاج إلى رؤية سياسية مشتركة.

ان استمرار الهوية التركمانية والحفاظ عليها والاعتزاز بها ، يحتم ضرورة حماية اللغة التركمانية وتعليمها وفق أحدث الطرق التربوية للأجيال الجديدة. وهو ما يتطلب الاهتمام بالمدارس التركمانية وتجديدها، واعداد المعلمين ودعم مراكز البحوث المهتمة بتاريخ التركمان في العراق ولغتهم وثقافتهم وتراثهم .

يعتبر دعم جمهورية تركيا للتركمان امرا لابد منه،ولكنه ينبغي أن لا يكون بديلا عن القوة الذاتية للتركمان أنفسهم ، والمطلوب هناان يمتلك التركمان رؤية ومطالب محددة وخطة استراتجية بعيدة المدى.ومن ثم البدء بتطوير علاقاتهم مع تركيا على أسس المؤسسات وليس على أسس العلاقات الشخصية.

لا تقاس القوة السياسية للمكون التركماني بعدد نوابه في البرلمان العراقي. وإنما تقاس قوته بوجود رجال اعمال تركمان بارزين على مستوى العراق ، ومؤسسات اقتصادية واعلامية وثقافية وتعليمية تركمانية كفوءة مسموعة الاصوات.

المكون التركماني في العراق بأمس الحاجة الى كوادر شابة من ذوي التخصصات العليا في السياسة والاقتصاد والقانون الدولي والعلاقات الدولية والصحافة بهدف بناء قوة سياسية تركمانية مستدامة تساهم في التغلب على العقبات التي تحول دون تقدم التركمان.

يصعب بناء مستقبل آمن للمكون التركماني في العراق بالتشكي من ضعفهم وقلة عددهم .ولكن المستقبل الآمن للتركمان يمكن تحقيقه بتحويل ضعفهم الى قوة وحقوقهم الى برامج استراتجية وطاقاتهم الى مؤسسات حيوية ووجودهم التاريخي في العراق الى حضور سياسي فعال.

فوزي توركر
٢٠٢٦/٠٩/٢٧

مركز الإعلام التركماني العراقي

Address

Kirkuk

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when توركمن ميدياسى Türkmen Medyası posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share

Category