28/04/2025
25x25 kare çerçeveleriEski bir köyde, vadinin yamacına kurulmuş küçük bir atölyede, dededen kalma aletlerle çalışan yaşlı bir usta vardı: Ali Usta. Çocukluğundan beri ahşabın kokusunu, dokusunu, sesini tanırdı. Her ağacın bir ruhu, her dokunuşun bir hatırası olduğuna inanırdı.
Bir sonbahar günü, dağlardan düşen serin rüzgârlar eşliğinde, atölyesinin kapısını araladı. Bugün, yeni bir seri hazırlayacaktı: kare ahşap çerçeveler. El emeğiyle, zamana karşı direnen, doğallığını koruyan çerçeveler...
Ali Usta önce ormanın kenarındaki yaşlı ceviz ağacından kalan tahtaları getirdi. Yüzeylerindeki çatlakları, budak izlerini gördü ve gülümsedi. Ona göre kusursuzluk, işte bu doğal izlerde saklıydı.
Yavaşça testeresini aldı, her bir tahtayı ölçtü, kesti. Kestikçe küçük kareler oluştu. Ardından zımpara ile her kenarı sabırla düzeltti, fakat ağacın yaşanmışlığını asla yok etmedi. Sonra elleriyle doğal yağlar sürdü, böylece ahşabın damarları daha da belirginleşti, sanki çerçeveler birer hikâye anlatır gibi canlandı.
Her kare çerçevenin içine boş bir alan bıraktı; “Her insan kendi anısını koysun” diye düşündü. Bazıları içine eski bir mektup yerleştirecekti, bazıları bir düğün fotoğrafı, belki de sadece kurumuş bir yaprak...
Günler sonra köy meydanında küçük bir sergi açtı. İnsanlar çerçevelere dokundukça, parmaklarının ucunda zamanın sıcaklığını hissettiler. Çerçeveler satılmadı; sahiplenildi. Çünkü Ali Usta’nın yaptığı şey bir ürün değil, bir hikâye taşıyıcısıydı.
Ve böylece her kare çerçeve, farklı bir evde, farklı bir hayatın sessiz tanığı oldu.