09/02/2026
Bir polis memuru görev dışında, sıradan bir vatandaş olarak gittiği TÜVTÜRK istasyonunda, yaşanan bir kavga sonucu dövülerek hayatını kaybetti.
Bu sadece bireysel bir şiddet olayı değildir.
Bu olay, kurumsal denetimsizlik, cezasızlık algısı ve vatandaş güvenliğinin hiçe sayılması meselesidir.
Bir kamu hizmeti veriliyor.
Devlet adına yetki kullanılıyor.
Ama güvenlik yok, kriz yönetimi yok, sorumluluk yok.
Buradan açıkça söylüyorum:
TÜVTÜRK’lerin faaliyetleri derhal askıya alınmalı, tüm süreçler bağımsız şekilde yeniden denetlenmelidir.
O kavgada polis memuruna doğrudan ya da dolaylı şekilde zarar veren herkes, en ufak bir indirim uygulanmadan, en ağır cezayı almalıdır.
“Tahrik”, “iyi hal”, “pişmanlık” gibi kavramlar bu dosyada kabul edilemez olmalıdır.
Bir kamu görevlisi değil, bir insan hayatını kaybetti.
Bugün bu olay görmezden gelinirse, yarın aynı sistem başka bir can alır.
Adalet, sadece karar vermek değil;
topluma “bir daha olmaz” hissini verebilmektir.
Bu ülkenin vatandaşları;
muayeneye giderken, sıraya girerken, sesini yükseltti diye ölüm korkusu yaşamamalıdır.
Sessizlik de bir tercihtir.
Ama ben bu konuda sessiz kalmayı reddediyorum. ̇ndirimiyok