17/09/2026
ABİ BEN 50 LİRALIK ALIYORUM PARASI OLAN DÜŞÜNSÜN !!DEMŞTİ VATANDAŞ….
MEĞER HEPİMİZ DÜŞÜNECEKMİŞİZ!
50 LİRALIK DEPOYLA TÜRKİYE TURU
Parası olan düşünsün diyen vatandaşın sözleri bugün başka bir anlam taşıyor…
Bir zamanlar sokak röportajlarında vatandaşa akaryakıt fiyatları sorulurdu.
O röportajlardan birinde bir vatandaşın, bugün hâlâ hafızalarda kalan şu minvalde bir söz söylediği hatırlanıyor:
“Abi benim için sorun yok. İstediği kadar olsun, ben zaten 50 liralık alıyorum. Parası olup fazla alanlar düşünsün.
O gün bu söz kimilerine göre komikti.
Bugün ise aynı cümleye bakınca insanın gülümsemesi yarıda kalıyor.
Çünkü mesele artık 50 liralık benzin almak değil 50 liranın ne kadar benzine yettiği.
Eskiden 50 liralık alıyorum diyen vatandaş, belki birkaç litre yakıt alıyordu. Bugün ise aynı 50 lira, otomobilin deposuna değil, adeta yakıt göstergesinin moraline yetiyor.
MİZAH BİTTİ, MATEMATİK BAŞLADI
Akaryakıt istasyonuna gidiyorsunuz…
Görevli soruyor:
Ne kadar alalım?
Vatandaş düşünüyor:
Depoyu dolduramayız… Bari göstergede ibre biraz yerinden oynasın.”
Sonra klasik cevap geliyor:
500 liralık olsun.
Çünkü artık litre hesabından önce bütçe hesabı yapılıyor.
Eskiden Depoyu fulle denirdi şimdi fulle dersek cüzdan kalp krizi geçirir
Şimdi:
Cüzdanda ne varsa onun karşılığı kadar koy.
İşte mizahın en acı tarafı da burada başlıyor.
PARASI OLAN DÜŞÜNSÜN DEMİŞTİ…
O vatandaşın o gün söylediği söz belki kendi hayat şartları içerisinde bir espri, belki de ekonomik gerçekliği hafife alan bir düşünceydi.
Fakat ekonomi bize şunu gösteriyor:
Akaryakıt zammı yalnızca otomobil sahibini ilgilendirmiyor.
Benzin ve mazotun fiyatı arttığında;
Kamyonun taşıdığı ürünün maliyeti artıyor.
Çiftçinin tarlasındaki traktörün maliyeti artıyor.
Servis ücretleri etkileniyor.
Nakliye pahalanıyor.
Pazara gelen sebzenin, meyvenin fiyatına yansıyor.
Üretimin maliyeti yükseliyor.
Ve sonunda akaryakıt istasyonunda başlayan zam, mutfakta karşımıza çıkıyor.
Yani mesele artık “Ben arabaya binmiyorum, beni ilgilendirmez” denilecek bir mesele olmaktan çıkıyor.
Çünkü siz arabaya binmeseniz bile market rafındaki ürün size geliyor.
ARTIK FAZLA ALAN DEĞİL, MECBUR ALAN DÜŞÜNÜYOR
Belki de yıllar önceki o meşhur sözün bugün yeniden yazılması gerekiyor:
İstediği kadar zam gelsin, ben 50 liralık alıyorum.
Güzel…
Ama mesele şu:
50 liralık yakıt artık nereye kadar götürüyor?
İşe mi?
Pazara mı?
Hastaneye mi?
Çocuğun okuluna mı?
Yoksa sadece benzin istasyonundan çıkıp bir sonraki kavşağa kadar mı?
İşin trajikomik tarafı burada.
Bir ülkenin ekonomik tablosunu bazen uzun raporlardan daha iyi anlatan şey, vatandaşın akaryakıt istasyonunda söylediği tek cümledir:
Abi, 200 liralık koy… Daha fazlasına gücümüz yetmez.
DEPO DOLMUYOR, SABIR TAŞIYOR
Akaryakıt zamları artık yalnızca pompadaki rakamları değiştirmiyor.
Vatandaşın alışkanlıklarını da değiştiriyor.
Aracını daha az kullanıyor.
Uzun yola çıkmayı erteliyor.
Gereksiz gördüğü her kilometreyi hesaplıyor.
Çünkü bugün birçok insan için otomobil artık yalnızca ulaşım aracı değil, ay sonunda hesabı yapılan bir gider kalemi.
Ve belki de yıllar önce söylenen o sözün en acı ironisi şu:
“Parası olan düşünsün” deniyordu.
Bugün ise mesele parası olanın ne kadar aldığı değil;
Parası olmayanın zorunlu olarak ne kadar almak zorunda kaldığı.
Bir zamanlar 50 liralık benzinle dalga geçiyorduk.
Şimdi 50 liraya ne kadar benzin alınabildiğini konuşuyoruz.
Mizah aynı mizah değil artık.
Çünkü bazı şakalar vardır…
Gülersiniz.
Bazı şakalar vardır…
Gülerken cebinizi kontrol edersiniz.
Akaryakıt fiyatları yükseldikçe, vatandaşın deposundan önce umutları boşalmasın diye artık sadece fiyatları değil, bu ülkenin ekonomik yükünü de konuşmak gerekiyor.