04/07/2014
Ayvalık’ta, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Şubesi tarafından 2 Temmuz 1993 tarihinde yaşanan Sivas Olaylarının yıldönümünde geniş katılımı bir basın açıklaması yapıldı.
Ayvalık’ın trafiğe kapalı caddesi Talatpaşa’da saat 16.00’da düzenlenen miting gibi basın açıklamasına; CHP Ayvalık İlçe Başkanı Asım Sürer, CHP Kadın Kolları, Emek Partisi, Eğitim-Sen, Eğitim-İş, Atatürkçü Düşünce Derneği Şubesi, ÇYDD Şubesi ve çok sayıda vatandaş hazır bulundu.
Pir Sultan Kültür Derneği Ayvalık Şubesi Başkanı Vedat Tekten tarafından yapılan basın açıklamasında, 2 Temmuz 1993 tarihinde 33 insanın, tempolu alkışlar ve sevinç naraları eşliğinde ateşe verilerek öldürüldüğü Madımak katliamının üzerinden 21 yıl geçtiğini savunuldu.
Tekten yaptığı açıklamada, “Bugün Irak'ta, Suriye'de kafa kesen, ciğer söküp yiyen selefi grupların benzerlerinin 'Yak ulan yak, cehennem ateşi' diyerek katliamı seyretmelerini bizler unutmadık. İnsanlık tarihine bu olayla utanç sayfalarından birini ekleyen Türkiye, ne yazık ki Madımak katliamıyla yüzleşmedi, arkasındaki karanlığı aydınlatamadı, katliamın siyasi sorumluları, organizatörleri adaletin karşısına çıkarılmadı. Tıpkı, Dersim 38’le yüzleşmediği gibi. 1 Mayıs, Çorum, Maraş, Gazi katliamlarının aydınlatılamadığı gibi. Roboski'de Kürtlerin üzerine bomba yağdıran emri verenin açığa çıkarılmaması gibi... Gezi eylemlerinde hayatını kaybeden gençlerimizin katillerinin yargı karşısına çıkarılmaması gibi...
Dersim'in kayıp kızlarının yaşadığı acılardan da, Kızıltepe'de 12 yaşındaki Uğur Kaymaz'm öldürülmesinden de 12 yaşındaki Koray Kaya'nın Madımak'ta ateşe verilmesinden de 14 yaşındaki Berkin'in öldürülmesinden de sorumlu olan devlet, aynı devlettir” ifadelerini kullandı.
Tekten açıklamasında, ‘Bir futbol karşılaşmasında da bu kadar ölü olur’ diyen Mesut Yılmaz’la Madımak davasının firari sanıklarıyla ilgili verilen zamanaşımı kararını ‘Hayırlı, uğurlu olsun’ şeklinde değerlendiren, Sivas katillerinin adını Madımak Oteli'ndeki anı panosuna yazdırarak acılarımızla adeta dalga geçen, katliamı unutturmak için Madımak adını kaldırıp İl Özel İdaresi Bilim ve Kültür Merkezi şeklinde tabela astıran Recep Tayyip Erdoğan arasında nasıl bir fark vardır” dedi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ayvalık Şubesi Başkanı Tekten, “Bu devlet, farklı uluslardan ve milliyetlerden ve de farklı inançlardan oluşan Anadolu halklarını Türk-İslam potasında eriterek kendisine makbul yurttaşlar yaratmak isterken Soma'da da yüzlerce işçinin ölümü karşısında 'bu işin fıtratında var' söylemiyle taşeronlaşmanın, sömürünün, kapitalist vahşetin üzerini örtüyor. Yetmiyor, HES projeleriyle doğayı yok ediyor, su kaynaklarını sermayeye peşkeş çekiyor, kentsel dönüşüm projeleriyle milyonları yoksullaştırırken, iktidar destekli rant şebekelerini bir ahtapota dönüştürüyor. Neoliberal politikalarla gerici, ırkçı, şoven politikalar atbaşı gidiyor. Ne yazık ki Türkiye'de devlet, tarihsel bir süreklilik içinde farklı etnik ve inanca sahip yurttaşlarının temel hak ve özgürlüklerini kullandırmayan bir geleneğe sahip. Anadolu'nun kadim kültürel, etnik ve inançsal zenginlikleri yok ediliyor. Bizler, kimsenin dilinden, dininden, mezhebinden, cinsiyetinden dolayı aşağılanmadığı, ayrımcılığa uğramadığı, emek sömürüsünün yapılmadığı, sağlık ve eğitim gibi en temel insan haklarının piyasalaştırılmadığı, barışa ve halkların kardeşliğine gölge düşüren, daha güzel bir gelecek inşası önündeki engel zihniyet ve devlet politikalarının son bulmasına yönelik mücadele verirken, vahşi kapitalizmin, halkları birbirine düşman eden emperyalizmin yarattığı karanlığın daha da kesifleştiğine tanıklık ediyoruz” diye konuştu.
“IŞİD, NUSRA, EL KAİDE GİBİ CİHATÇI ÖRGÜTLER, TOPLUMSAL BARIŞ VE GÜVENLİĞİMİZİ TEHDİT EDİYOR”
Çağdaş, bilimsel, laik bir eğitimin artık Türkiye’de bulunmadığına işaret eden Vedat Tekten, “Eğitimde 4+4+4 düzenlemesiyle çocuk gelinler ve çocuk işçiler yaratılmak isteniyor.
Ortaçağ dönemlerine özgü mezhep çatışmaları kapımızda. Ne yazık ki AKP iktidarıyla birlikte Türkiye, Ortadoğu bataklığının parçası oldu. Mezhep eksenli iç ve dış politika sonucu Türkiye'nin Suriye'de, Irak'ta lojistik destek verdiği IŞİD, Nusra, El Kaide gibi cihatçı örgütler, toplumsal barış ve güvenliğimizi tehdit ediyor. Alevilere karşı uygulanan sosyal, kültürel, ekonomik kuşatma daha sistematikleşti. Bizzat başbakan kalabalıkların önünde huşu içinde Aleviliği, Alevileri yuhalatıyor, nefret söylemiyle Alevileri hedef haline getiriyor, fişliyor. Yeni Osmanlıcı bir tahayyülle Ortadoğu'nun hamisi, Türkiye'nin halifesi, padişahı, Osmanlı'nın Yavuz Sultan Selimi olmak isteyen Erdoğan, teokratik bir devlete geçiş hamleleri yaparken. Anayasanın güçler ayrılığı ilkesini fiili olarak ortadan kaldırırken, laikliğin artık lafzına bile dayanamazken bizler inadına bu coğrafyada kadim inançların, dillerin ve dinlerin her birinin kardeşçe bir arada yaşamasından, haklarının anayasal güvenceye kavuşturulmasından yanayız. Farklı uluslardan ve milliyetlerden, farklı inançlardan oluşan halklarımız kardeşçe barış içerisinde bir arada yaşamaya inadına devam edeceklerdir.
Gerçekten laik, evrensel insan hak ve özgürlüklerinin güvencede olduğu, hiç kimsenin kaygı duymadığı bir ülkeyi mutlaka inşa etmeliyiz. Türkülerimiz kardeşçe söylenmeli, derelerimiz özgürce akmalı ve herkes özgür olmalı. O halde yitirdiğimiz tüm canlarımızı unutmadığımızı göstermek için, bugün Irak'ta Suriye'de görülmedik bir barbarlık ve vahşet sergileyen selefi grupların ülkemize yönelen tehdidini bertaraf etmek için birbirimizi ötekileştirmemeye çalışmadan ortak düşmanımız olan dinci gerici faşist yapılanmalara karşı ‘Faşizmle omuz omuza’ şiarı ile mücadeleyi yükseltmeliyiz. Bunu beceremediğimizde ne aydınlık bir gelecek umudu ne de bu umudu yeşerteceğimiz bir vatanımız olmayacak. Yaşasın Emek ve Demokrasi Güçlerinin Birliği, Yaşasın Halkların Kardeşliği. Kahrolsun Faşizm” diye konuştu.