03/06/2026
İLK KEZ ÇOK SESLİ KONUŞULUYOR.
Kastamonu’nun Demiryolu Gerçeği:
"Biz Söylerken Kulak Tıkasalar da Tren Eninde Sonunda Bu Şehre Gelecek!"
Kastamonu için "Demiryolu" dediğimizde, 2010 yılından ve hatta çok daha öncesinden beri bizi bıyık altından gülerek izleyenler, "Burada sanayi mi var ki tren gelsin?" diye vizyonsuzca bahane üretenler bugün nerede?
Biz yıllarca bu memleketin kalkınmasının, lojistiğinin, turizminin anahtarının raylarda olduğunu söylerken sesimize kulak tıkayan siyaset mekanizması, nihayet son 1-2 aydır adeta bir "aydınlanma" yaşıyor.
Dün "Ne işi var trenin burada" diyen akıl, bugün sıraya girmiş demiryolu açıklamaları yapıyor.
Gelin, son günlerde peş peşe gelen o açıklamaların ardındaki saklı gerçeği birlikte analiz edelim:
1. KUZKA ve Valiliğin "Uyanışı": Sanayi mi Demiryolunu Getirir, Demiryolu mu Sanayiyi?
Yıllarca Kastamonu'ya demiryolu getirmemenin arkasına sığınılan "Burada sanayi yok" tezi, iktisat bilimine de mantığa da aykırı bir safsataydı.
Dünyanın hiçbir yerinde önce devasa bir sanayi kurulup sonra "Hadi buraya tren yolu yapalım" denmez.
Yatırımcı, ham maddeyi ucuz taşıyamayacağı, ürettiği malı limana ucuza indiremeyeceği yere fabrika kurmaz!
Nitekim Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) ve Sayın Valimizin son açıklamaları, bu gerçeğin devlet aklıyla da tescillendiğini gösteriyor. Kastamonu’nun kalkınma raporlarında artık lojistik bir mecburiyet olarak demiryolu ilk sıralara yazılıyorsa, bu bizim yıllardır savunduğumuz "Demiryolu konfor değil, sanayileşmenin ve kalkınmanın ön şartıdır" tezinin zaferidir.
2. Murat Başesgioğlu’nun Çözüm Vurgusu: Tecrübe de Aynı Noktada Birleşti
Bu memlekete uzun yıllar bakanlık yapmış, Ankara’nın ve devletin koridorlarını en iyi bilen isimlerden biri olan Sayın Murat Başesgioğlu’nun bile son günlerde demiryolu odaklı bir çözüm çalışmasından bahsetmesi sıradan bir olay değildir. Bu çıkış, demiryolu talebinin artık yerel bir "istek" olmaktan çıkıp, Ankara nezdinde de masaya yatırılması gereken kronik ve stratejik bir memleket problemine dönüştüğünün en net kanıtıdır. Devlet tecrübesi, Kastamonu’nun kabuğunu kırması için rayların şart olduğunu kabul etmiştir.
3. Sivil Toplumun "Yavaş Yavaş" Isınması
Haydar Çolakoğlu gibi sivil toplum liderlerinin de son dönemde "Bu iş artık tercih değil, zorunluluktur" diyerek t**a girmesi, kamuoyu baskısının çığ gibi büyüdüğünü gösteriyor.
Ancak sivil topluma ve bugün mikrofonu eline alıp demiryolu güzellemesi yapan siyasetçilere hatırlatmak isteriz:
Biz bu yolda tek başımıza yürürken, her fırsatta bu konuyu bıkmadan usanmadan gündeme taşırken neredeydiniz? Yine de zararın neresinden dönülürse kârdır; bugün bu cephede kalabalıklaşmak Kastamonu'nun menfaatinedir.
Dünün "Hayalcileri", Bugünün "Öngörülü Liderleri" Oldu!
Bugün Kastamonu’da mülki amirinden eski bakanına, STK başkanından kalkınma ajansına kadar herkes "Demiryolu" diyorsa, bu hafıza defterine Mehmet Eren’in ve Ajans 37'nin fikri takibinin zaferi olarak yazılacaktır.
Şimdi sorma sırası bizde: Madem hepimiz aynı noktaya gelecektik, bu şehre bunca yılı neden kaybettirdiniz?
Sayın siyasetçiler verdiğiniz sözün arkasında durun artık
Biz dün de buradaydık, bugün de buradaydır.
O tren bu şehre girene kadar, siz bugün konuşup yarın unutsanız bile, biz rayların sesi olmaya devam edeceğiz!
Mehmet Eren Ajans37 Kastamonu Medya