08/02/2014
6 Şubat Perşembe Akşamı Bursa Ata Lions Organizasyonu ve Basın haberleri;
2013 yılında kurulan Ata Lions Derneği, Aslanlar Kulüp'te düzenlediği gecede Atatürk Araştırmacısı İlknur Kalıpçı dans ve müzik ekibi eşliğinde gerçekleştirdiği sunum ile laikliğin kabûlünün 86. yılını kutladı.
Bursa Ata Lions Kulübü Başkan Avni Bayramoğlu'nun açılış konuşmasıyla başlayan gece İlknur Kalıpçı'nın coşkulu sunumuyla devam etti.
Bursa Lions Kulüpleri'nden Başkanların da katıldığı gecede; Atatürk'ü bilinenin kalıpların dışına çıkarak ve farklı yanlarına değinerek anlatan Kalıpçı, "Artık Atatürk’ü anmayı bırakıp anlamaya başlayalım" dedi.
Doğumunun yüzüncü yılında 152 üyeli UNESCO'nun üyelerinin imzasıyla "Eşi Olmayan Devlet Adamı" payesi verilen Atatürk'ün yurtdışında gördüğü büyük saygıyı birçok örneklerle anlattı.
Atatürk'ün çevreci yanına özellikle dikkat çeken Kalıpçı, 1980'den sonra her yılın 5 Haziran'ında kutlanan Çevre Günü'nü 25 Mayıs 1933'de ilk kez Atatürk'ün kutladığını anlatıyor. Çankaya'da yol üzerindeki iğde ağacına selam verişini, ağacın kesilmesinin ardından döktüğü gözyaşlarını, Yalova'daki Köşk'ü dallarıyla taciz eden çınar ağacının kesilmemesi için köşkü raylar üzerinde 4 metre yürüterek ağacın kesilmesini engellemesini, Atatürk Orman Çiftliği'nin kuruluş öyküsünü ve buradaki Çevre Günü kutlamalarını anlatıyor.
Kesilen iğde ağacının yerine dikilen kulübeyi anlatırken "Keşke üniversite yıllarında bizleri tatile Antalya’ya götüreceklerine o kulübenin olduğu yere götürmüş olsalardı. Şimdi hepimiz çevre bilinci gelişmiş insanlar olacaktık." diyor Kalıpçı.
Atatürk Orman Çiftliği ile ilgili bir anı eklemeyi de ihmal etmiyor. Çiftlik Ata’nın kendi mülkü. Fakat gün geliyor burayı adamın biri ekip biçmeye kalkıyor. Ata da gidip soruyor "Niye kendi arazin olmayan yerde ekin ekiyorsun?" diye. Adamın cevabı "Sen benim babam değil misin. Burası da babamın arazisi" oluyor. Atatürk: "Bir oğlumuz daha oldu" diyerek çiftçiye el veriyor..
Kalıpçı: "Atatürk Kültür Antropoloğu ünvanı alacak kadar iyi bir şair, İznik’teki 4. Kapıyı bulacak kadar iyi arkeologdur.
Çocukluğunda eline geçen her 2 liradan 1'ini kitapa vermiş, edebiyata düşkün iyi bir okuyucudur.
Yanlış oynanan bir vodvil’i farkedecek kadar sahne sanatlarına hakim, geç kaldığı tiyatroda oyunu başlatan Muhsin Ertuğrul’u bu davranışından dolayı kutlayacak kadar sanata saygılı. Ve Türkiye’de resim sergisi açan ilk kişidir.
Masasında yalaka istemeyen Atatürk'ün sofrasında oturmak ve o masadaki sohbetler sayesinde kendisinin rahle-i tedrisinden geçmek her kula nasip olmaz.
Müziğe alakasını milli duygularıyla birleştirerek 27 yaşındaki genç Adnan Saygun’a Türk Müziğini batıda tanıtmak için görev veriyor ve "Biz nasıl batı ezgilerini dinliyorsak onlar da bizim ezgilerimizi dinlesinler" diyor. Türk milletinin dünyada sanatıyla da söz sahibi olmasını istiyor ve bunda başarılı oluyor.
Esprili yanları zengin. Türk milletinin yüzünü güldürdüğü için kendisine Mark Twain nişanı verilmiş, "Siz diktatör müsünüz?" diye soran bir gazeteciye, "Diktatör olsam sen bu soruyu soramazdın" diyecek kadar demokrat, sinema sanatına da hakim, dans sanatına da. Vals de biliyor, tango da, zeybek de..." diyor.
Atatürk'ün 2 şubat 1938’de Bursa’da katıldığı Son Balo anısına geceye katılan dançılar bizlere bir vals ve Ata'nın vasiyetine istinaden özel bir zeybek sunuyorlar.
Atatürk-Son Balo canlandırması;
http://bursakent.web.tv/video/__cbsdkofxm