10/08/2026
Beyaz yakada kadın-erkek ayrımı çok net.
Kimsenin konuşmaya cesaret edemediği ama herkesin bildiği maskülen bir egemenlik var.
Geçtiğimiz günlerde Elif Madakbaş hocamın davetiyle kendisiyle Uludağ Üniversitesi’nde bir araya geldiğimizde konu bir şekilde kadın-erkek eşitsiziğine geldi. Feminizm ile ilgili konuşmaktan kaçınırım kadın olmadığım için. Bu noktadaki görüşüm, “Kadının kadın üstündeki hakimiyeti bitmedikçe” tam anlamıyla özgürleşemeyeceği dedim. Kendisi bu konu üzerinde çok çalıştığı için güzel bir ekleme yaptı. Araştırmalara göre beyaz yakalı kadın, yükselmek için Makyavelist yaklaşım sergilemekten kaçınmıyor. Hatta board’a giren ya da Yönetici Ortak / Genel Müdür seviyesine yükselen kadınlarda kısa saç kullanımı artıyor (ABD) şeklinde bilimsel bir veri paylaştı.
Çok ilginçtir ki bu konuşmamız üstünden 6 ay henüz geçmemişken Almanya’da Business Punk dergisinde benzer bir demeç gördüm.
Franca Lehfeldt ve Nena Brockhouse (Gazeteci) kurdukları medya şirketinde işleri yapış şeklini “Erkeksi” olarak tanımlıyor. Bu tanım ile aslında kadınların iş hayatında birbirlerine daha fazla köstek olduklarını, erkeklerin ise birbirlerine daha fazla destek olduklarını ima etmiş.
Ancak röportajın içeriğini okudukça çok fazla öznel genelleme olduğunu fark ettim.
“Kadınlar birbirini rakip görür.”, “kadınlar kendinden şüphe eder erkekler etmez.” gibi ifadeler ampirik olarak tartışmalı ve kişisel deneyime dayanan, geniş bir kategori için genelleştirilmiş iddialar. Görünen o ki dergi, ilgi çekebilmek için güzel bir başlık atmış. 😊
Elimde evet-hayır diyebileceğim bir veri yok ama röportajın içeriğinde geçen olumsuzlukları kadın-erkek olarak gruplamazdım.
İyi-Kötü insan her yerde olduğu gibi beyaz yakada da mevcut. Kadın ya da erkek fark etmeksizin bu konunun insanın ahlaki duruşuyla ilgili olduğunu düşünüyorum.
Röportajda katılabileceğim tek bir husus var. Kadın ve erkeğin olaylara bakış açısı farklı. Bunu avantaj olarak kullanabilen takımlarda başarı oranı artıyor.
İyi Haftalar